02 Ağustos 2016

15 Temmuz akşamıydı; SUSMAYI ÖĞRENDİM..

Bir tek yüreğimle konuşur oldum.

O karanlık geceyi anlatırken, ben yüreğime teselli vermeye çalıştım.

Olmadı…

Sustum…

Kapkaranlıktı… İstanbulum hüzün elbisesini giymiş; ‘’Nolur yapmayın evlatlarım’’ diyordu… Duyan yoktu.

Gözleri de kararmıştı, gönülleri gibi…

Oradaydım. Bu kelimeyi kullanabileceğim aklımın ucundan dâhi geçmezdi.

Oradaydım… O elinde tuttuğun bana yönelttiğin benim namusumu, vatanımı, bayrağımı, ezanımı koruman için sana emânet ettiğim silâhımdı, emânetimdi.

Milletine anana, bacına, kardeşine, babana yöneltemezsin. Yöneltiyorsan sen benden değilsin…Bu topraklarda yaşıyorsan, ekmeğini yiyor suyunu içiyorsan ve bunu yapıyorsan sen HAİNSİN… BEDELİNİ DE ÖDEMELİSİN…

O akşam her şey bir başkaydı…

Ne kelimeler kifâyet eder anlatmaya, ne akıl sır erer anlamaya…

Anlamsızca dışarı çıkmıştım. Nereye gideceğimi bilmeden, asırlık çınar gibi dimdik duran İstanbul’un sokaklarında kırk tonluk demirden devler yürüyordur. Hadsizce…

Kuşlar susmuş, böcekler mahsun, rüzgâr esmiyor, yapraklar sallanmıyordu…

Yüreğim beni gaziye götürdü. (Boğaziçi Köprüsü, yeni adıyla Şehitler Köprüsü’ne)

O trafiğinden dem vurduğumuz köprü bomboştu… Demirden devler ve önlerinde emânetimi bizlere doğrultmuş ne idiğü belirsizler ordusu….

Sonra yalnız olmadığımı gördüm. Sağlam adımlarla yürüyen, dik duruşlu asrın neferleri… dilde dualar, yakarışlar… Rabbim yardım et bu kullarına bizi vatansız bayraksız ezansız koyma…

Neydi bu insanları bu demirden devlere hiçbir savunması olmadan gönderen kuvvet…

Alçaktan uçan demir kuşların, alçak yürekli sefillerine hiç umursamadan meydan okuyan bu insanların güvendikleri… Ellerinde hiçbir şey yoktu. Bağımsızlığımın, özgürce nefes almamın sembolu olan bayraktan başka…

Gazi isyandaydı, ama sonuçta oda bir demir kütlesiydi… Silkelenip üzerindeki demirden devleri denize dökmek istiyordu da ayakları yere sabitlenmişti. Kolları birbirine bağlanmıştı, yapamıyordu…

Bir ana seslendi; ’’ Oğul bırak elindeki emâneti,yaptığın yanlış gel etme, öldürecekler seni’’ üstündeki üniformaya bakarak Mehmetçik sanıyordu onu. Ne de olsa anaydı onunda evlâdı vardı bir şey olsun istemiyordu. Gözleri kapkara, şeytana asker
olmuşlar, bu çağrıya kurşunla cevap veriyorlardı. Bir baba yürüdü, seslendi;’’ Oğul etmeyin vatana ihânet etmeyin gelin vazgeçin bu yanlıştan’’ diyemeden kızının ‘’Babam babam’’ çığlıklarında gelincik tarlasında, şehâdet şerbetini yudumlayıp bir
dem olmuş düşmüştü…

Onlara bu insanlar ne olarak görünüyordu acaba…

Her davete kurşunla cevap veriyorlardı… Korkuları arşa ulaştığı her hallerinden belliydi… neden devam ediyorlardı..

Bu demirden devlere karşı koymaya gelenlerin aklın tek bir şey vardı… O devleri yenmek. Sigarasından bir duman daha çektikten sonra haydi mi arkadaşlar derken bir mareşal vardı sanki orada…Sıradan bir vatandaş değil.

Ve yine gelincik tarlasında düşen yapraklar…

Sadece al bayrakla kurşuna kafa tutan insanlar… Gerçekten insan mıydılar acaba…

Yılmadan, usanmadan nöbet devam etti…

‘’Nasılsa kurşunun bitecek bre gafil’’ diye haykırdı.. Bir deli yürek… Ne kadar da haklıydı. Mühimmatı bittiğinde nesi kalacaktı.

Ama karşısındaki bu gurûhun tarifi mümkün olmayan gücü vardı.

Kaderin üstünde bir kader vardı. Göklerde yazılan…

Darbelerdi ezanları susturan, bu sefer selâlar durdurdu darbeleri…

İlk defa selâyı duyunca hüzünlenmedim. Yanımdakinin elini daha da sıkı tuttum bir daha hiç görmeyeceğim Allah’ın kulunun… Oda yanındakinin…

Rabbim o gece şehâdete erenlerin yüzü suyu hürmetine bizlere tarifi mümkün olmayan bir birlik beraberlik ihsân eyledi…

DÜNYA VAR OLDUKÇA BU BİRLİK VE KARDEŞLİĞİN DAİM OLMASI TEMENNİSİYLE…

 



YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.