13 Mart 2017

Avrupa faşist yüzünü saldırttığı köpeklerin salyalarında gösterdi

Bilirsiniz, siyasi meselelere girmekten imtina ederim bu köşede. Sinemayla müzikle, edebiyatla kitapla mümkün olduğunca kendi alanım olan sanatla ilgili yazılar yazmaya gayret ederim sizlere. Ancak bu hafta kendimi politik bir yazı kaleme almaktan alıkoyamadım müsaadenizle. 

Çünkü sizler gibi ben de cumartesi gecesi ilerleyen saatlerde bir Bakanımıza, Fatma Betül Sayan Kaya Hanımefendi’ye yapılan iğrenç muameleyi izledim ekranlarda.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir Bakanı, diplomatik dokunulmazlığı olan bir milletvekili, bir hanımefendi, hiçbir haklı yanı olmayan saçma sapan gerekçelerle sınır dışı ediliyordu Hollanda topraklarından özel timler ve polis marifetinde.

Elçiliğimize otuz metre kala durduruldu aracı ve içeriye girmesine müsaade edilmedi. Yurttaşlarıyla buluşmasına, hasret gidermesine, sohbet etmesine izin verilmedi. Rotterdam’da protesto gösterilerine katılan Türklere ve orada görev yapan basın mensuplarımıza saldırdılar ellerindeki sopalarla, coplarla, atlarla, köpeklerle. Yerde yatan vatandaşlarımızın üzerine sürdükleri köpeklerin salyalarında gösterdiler faşizmin çirkin yüzünü. Merhametsizdiler, mesnetsizdiler, şuursuzdular, haysiyetsizdiler…

Ortaçağ karanlığından yansıyan görüntüler sergilediler. Tüylerimiz diken diken, boğazımızda kocaman bir yumruk ekranlara kilitlendik. Ayan beyan faşizmdi gördüğümüz. Ürkütücü bir barbarlıktı tanık olduğumuz. 

Ancak Bakanımız Fatma Betül Sayan Kaya Hanımefendi’nin dimdik tavrında, alçakların zorbalığına rağmen görev yapan gazeteci arkadaşlarımızın çalışkan inatçılığında ve dünyanın her yerinde meydanlara toplanan protestocu vatandaşlarımızın kararlı soğukkanlılığında gördük bu kutlu davanın gücünü bir kez daha. Paçamıza saldırsalar da, ellerinden gelen her türlü çirkinliği yapsalar da, Türkiye’den, İslam’dan, bizden nefret etseler de yürünecek bu yol, çare yok. Belki de o yüzden tarihe pervasızca bu utanç görüntülerini nakşediyorlar. 
 
“Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak.
Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar,
Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar.
Tarihin azabından kurtulsalar, Tanrı’nın gazabından kurtulamayacaklar…”
 
Tam da bugünlerde, bunca çirkinliğin arasında bir kez daha analım o vakit Türk dilinin en güzel eserlerine imza atmış büyük yazar Kemal Tahir’in o sözlerini… “İster sağcı olsun, isten solcu… Batı’ya karşı duran herkes vatanseverdir.”

Ne güya demokrasinin beşiği olan Avrupa’da yaşananlar, ne referandum sürecinde olanlar, sağ sol meselesinden çok çok ötedir dostlar. 

Türkiye’deki “hayırcılar” da, Avrupa’daki saz arkadaşları da aynı şeyden korkuyorlar aslında. Yeniden büyük Türkiye düşüncesi, yeniden dünyanın süper güçleri arasına girecek bir Türkiye fikri çıldırtıyor onları. Osmanlı’nın gölgesinden korkuyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının inşa ettiği yeni Türkiye’den korkuyorlar.

Ama, ama…

“Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır 
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır…”
 
Hepinize sağlıklı, mutlu, huzurlu haftalar dilerim…
 
Zelikız
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner203

banner202