İki İngiliz'den biri pes etti

Yıllardır 'Türkiye batıyor' haberleri yapan Financial Times gazetesi Türkiye'nin yükselişi karşısında pes ederken, bir başka yayın organı Guardian ise karalama kampanyasına devam ederek "Tasfiyeler devam ederse, Avrupa artık sadece ellerini ovuşturarak bekleyemez" başlıklı bir yazıya imza attı. Gazete, darbe girişimi sonrası terör örgütü üyelerine karşı yapılan operasyonları haksız çıkarmaya yönelik ifadelere yer verdi.

Gazetede Erdoğan'ın AP'nin aldığı skandal kararlar sonrası yaptığı göçmen çıkışı "şantajla eş değer" olarak yorumlandı.

Guardian Türkiye'yi karalamaya devam etti

"Tasfiyeler devam ederse, Avrupa artık sadece ellerini ovuşturarak bekleyemez" başlığını taşıyan yazı, geçtiğimiz 4 ayda Türkiye'de siyasi olarak çok kapsamlı tasfiyeler yapıldığının hatırlatılmasıyla başlıyor. 'Bu sürecin bitecekmiş gibi durmadığı' yorumuyla da sürüyor.

Guardian, açığa alınan öğretmenlerden 6 bininin görevlerine geri iade edileceğinin açıklandığını ancak bunun tansiyonu düşürmek için çok yetersiz kaldığını belirtiyor.

Yazı şöyle devam ediyor:

"Temmuz ortasında Erdoğan rejimine yönelik girişilen darbe girişiminin ardından, Cumhurbaşkanı 'karşı darbe' boyutlarına ulaşan adımlar attı. Erdoğan'ın siyasal yapıda temizlik olarak gördüğü şey, modern Türkiye'nin tarihindeki en büyük tasfiye. 125 binden fazla kişi işten çıkarıldı ve açığa alındı; hakimler, askerler, profesörler işlerini kaybetti. Yaklaşık 40 bin kişi de tutuklandı. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tutukluların işkenceye maruz kaldığını gösteren güvenilir belgeler olduğunu belirtiyor."

Guardian, demokrasinin ordu tarafından gasp edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtirken, diğer taraftan Erdoğan'ın gidişitıyla ilgili de "haklı endişeler" olduğuna dikkat çekiyor.

Yürürlükteki Olağanüstü Hal'in Erdoğan'ın ülkeyi kararnameler ile yönetmesine izin verdiğini hatırlatan Guardian, "AKP'ye muhalif olan herkes bundan etkileniyor" diyor:

"Kürt aktivistler ve Fethullah Gülen ile bağlantılı olmakla bağlantılı kişiler, kendilerini IŞİD militanları ile aynı kefeye konmuş buluyor. Basın özgürlüğü dramatik şekilde ayaklar altına alındı. 12 Kasım'da demokrasi yanlısı Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni ve 9 yazarı daha tutuklandı."

Erdoğan'ın Avrupa'ya tehdidi şantajla eş değer'

Guardian'a göre "Türkiye'nin Batılı müttefikleri de alarmda, ancak karmaşık jeopolitik zemin üzerinde, cesaret yerine ihtiyatlı olmayı seçtiler".

Gazete, Avrupa Parlamentosu'ndan geçen hafta çıkan Türkiye ile müzakerelerin durdurulması yönündeki tavsiye kararını hatırlatarak, Erdoğan'ın oylamaya çok sert tepki gösterdiğini ve sınırları açarak göçmenlerin Avrupa'ya geçişine izin vermekle tehdit ettiğini belirtiyor. Gazete bu açıklamayı "şantajla eş değer" olarak yorumluyor.

Erdoğan'ın bu açıklamasını hayata geçirirse bunun Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında imzalanmış olan göçmen geri kabul anlaşmasını geçersiz kılacağı hatırlatılıyor ve "Avrupa başkentleri, Erdoğan'ın anlaşmayı ortadan kaldırmak istemeyeceğini umut ediyor. Avrupa'ya vizesiz seyahat hâlâ Türkler arasında popüler bir beklenti" diyor.

Financial Times sonunda pes etti

Jonathan Wheatley imzasıyla çıkan yazıda Türk ekonomisinin son 20 yılda yüzde 6,7 veya 8 oranında büyüdüğü hatırlatıldı, son yılda büyümenin yüzde 3 seviyelerine düşmesi ise "orta gelirli ülkelere göre iyi" olarak değerlendirildi.

İşte Financial Times'ta yer alan ve Türk ekonomisinin gerçek durumunu özetleyen o analizden bazı bölümler:

Sadece 1 yıl içinde büyük terör saldırılarına uğradılar

Türkiye yalnızca bu sene içinde üç tane ciddi terör saldırısına uğradı. Başbakanı değişti, Almanya ve AB ile sürtüşme yaşadı, bir darbe atlattı.

Son 20 senenin büyük bölümünde Türkiye’nin ekonomisi yılda yüzde 6, 7 veya 8 olmak üzere istikrarlı bir şekilde büyüdü. Bu sene nispeten yavaş olan yüzde 3 büyümeyle bile ülke, dünyada bu türden bir performans gösteren az sayıda orta gelirli ekonomiden birisi durumunda.

Hükümetin mali disiplinine diyecek bir şey yok

Türkiye’nin para politikaları analizcileri ve yatırımcıları sık sık şaşırtsa ve kızdırsa da hükümetin mali disiplinine diyecek bir şey yok. Ülkenin bütçe açığı son altı sene içinde gayrisafi milli hasılanın yaklaşık yüzde 1,5 oranına tekabül etmekte ve bu da Batılı Avrupa ülkelerinin çoğunun gıpta ettiği bir şey.

Türkiye'nin en büyük avantajı genç nüfus

Türkiye’nin demografik açıdan avantajı, yatırımcıları çekmeyi sürdürüyor. 80 milyonluk nüfusun yaş ortalaması 29 ve görüşüne göre de önüne geçilemez bir tüketme eğilimine sahip. Sadece bu bile, çoğu kişi için siyasi karmaşayı göz ardı etmek için yeterli bir sebep.

Bu ülkede, uzun vadede sonuç her zaman iyi oluyor

Financial Times'ın danıştığı uzmanlar şöyle diyor: "İş piyasası açısından durumun ara sıra bir nebze tahmin edilemez olması ülkenin DNA’sının bir parçası. Bu ülkenin güzel tarafı şu: Duruma çeyrek dönem bazlı değil de uzun vadede baktığınızda sonuç her zaman iyi oluyor."

Yabancı yatırımlarda kalıcı düşüş olmaz

Üç-dört aylık bir duraklama oldu ve bu da doğrudan yabancı yatırımda bu sene içinde bir düşüşe yol açacaktır fakat yatırımda kalıcı bir düşüş yaşanmayacak.

Hükümet, darbe girişimi sonrasındaki çalkantıda hızlı harekete ederek bankacılık sistemine likidite sağladı ve Meclise iş piyasası lehine bir dizi reform getirdi.

Hükümet, yatırımcılara güven aşılamaya çalışıyor ve buna gayret ediyorlar. Yurt içinde ve yurt dışında şirketlerle görüşüyorlar, her gün yeni bir yasa geçiriyorlar. 


 

YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.