20 Aralık 2016

Kayseri'deki otobüsün yükü çok ağırdı be dostlar!

2016 yılı yüreğimizin kızgın alevler içinde kavrulduğu bir yıl oluyor maalesef.

Bu milleti boyunduruk altında tutmaya çalışan, bu topraklar üzerinde istedikleri gibi at koşturmaya, ameliyat yapmaya alışmış olanların ellerindeki bütün kozları öne sürdükleri bir yıl 2016.

12 Ocak'ta Sultanahmet’de patlatılan bombanın ardından 19 Mart 2016 tarihinde Taksim’deki patlama haberi 2016 yılının hiç de kolay geçmeyeceğinin habercisiydi adeta.

Sonrasında 27 Nisan-Bursa patlaması, 1 Mayıs-Gaziantep patlaması, 12 Mayıs-Diyarbakır patlaması, 7 Haziran-Vezneciler patlaması, 8 Haziran-Mardin/Midyat patlaması, 28 Haziran-Atatürk Havalimanı patlaması ve en sonunda 15 Temmuz hain darbe girişimi.

Bu terör saldırılarına rağmen milletin sabrı, metaneti ve 15 Temmuz gecesindeki feraseti sayesinde Milli Birlik-Beraberlik-Kardeşlik duyguları ile öze dönüş yürüyüşü devam ediyordu Elhamdülillah.

Ardından yine patlamalar...

10 Ağustos-Diyarbakır patlaması, aynı gün 10 Ağustos-Mardin/Kızıltepe patlaması, 17 Ağustos-Van patlaması, 18 Ağustos-Elazığ patlaması, 20 Ağustos bir kez daha Gaziantep patlaması. 

Durmadı hainler, 6 Ekim-Yenibosna patlaması, 16 Ekim üçüncü kez Gaziantep patlaması, 27 Ekim-Ankara Kuğulu Park patlaması, 4 Kasım yine Diyarbakır patlaması, 24 Kasım-Adana patlaması, 10 Aralık-İstanbul/Beşiktaş patlaması ve 17 Aralık Kayseri patlaması gerçekleşti.

Bir yılda tam 21 kez saldırı, ihanet, pusu, patlama ve yüzlerce şehit, binlerce yaralı...

Ama dik duruşundan ve öze dönüş yürüyüşünden taviz vermeyen ve de vermeyecek olan bir Türkiye.

Her ihanette, her pusuda, her saldırıda yüreği lime lime olan ama Allah'a sığınan büyük ve aziz millet.

Her can kaybı yüreğimizi paramparça etti. Her gözü yaşlı anne, baba, eş, kardeş gözlerimizden kan oldu aktı. Babalarının, annelerinin Türk bayrağına sarılı tabutu önünde asker selamı duran çocukları gördükçe sözcükler boğazımıza dizildi...

Kayseri patlaması da aynı yıkımı yaptı bizde. 

Bir sabah vakti çarşı iznine çıkan, silahsız askerleri taşıyan halk otobüsüne bir bomba yüklü araç yanaşıyor ve hain saldırı meydana geliyor. Alçaklığın, şerefsizliğin, puştluğun resmi bir kez daha çiziliyor Kayseri'de...

Patlamaya maruz kalan o halk otobüsünün ne kadar ağır bir yük taşıdığını sosyal medyada paylaşılan bir yazıyı okuyunca fark ettik.

O otobüste;
Bir annenin "Havalar soğuk, kalın giyin, üşütme yavrum" dediği bir evladı vardı...

O otobüste;
Nişanlı bir kızın "Seni çok özledim, seninle birlikte ben de gün sayıyorum" dediği bir sevdiği vardı...

O otobüste;
Bir asker hanımının "baba dedi" diye müjde verdiği ve çocuğunun sesini telefonla dinlettiği bir eşi vardı...

O otobüste;
600-700 TL Bağkur maaşı alan emekli bir babanın "oğlum paran var mı, harçlık göndereyim mi sana" dediği bir kınalı kuzusu vardı...

O otobüste;
Bir abinin "Sen hele bir gel, sırt sırta verip büyük işler yapacağız" dediği dağ gibi bir kardeşi vardı...

Vardı, vardı, vardı....

O otobüsün içinde bu aziz milletin öz be öz evlatları vardı dostlar.

Söyleyecek onlarca cümle varken ciğerimizi çiğneyip sustuğumuz şu günlerde sosyal medyada sorulan bir soruyu biz de soruyoruz.

Bu ülkede Şehitler Mezarlığı, Şehitler Köprüsü ve Şehitler Tepesi var da neden bu ülkede ihanetçi itler için darağaçlarının kurulduğu meydanlar yok?

Bilen varsa lütfen söylesin bize.

Kalın sağlıcakla...
 
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.