TÜRKİYE'DE DARBECİLİK MESLEĞİ-2

 Türkiye Haber Merkezi Yazarı Adnan Akgül, kaleme aldığı "TÜRKİYE'DE DARBECİLİK MESLEĞİ" başlıklı yazı dizisinin ikinci bölümüyle bugün okuyucularının karşısına çıktı.

İşte yazı dizisinin ikinci bölümü;

Birinci Dünya Savaşında Alman kazığı yiyen aziz Milletimiz 1940 yılında göz göre göre yine Almanlara teslim edilişinin darbesi.
Zaten 1941 yılında ekmek karneye bağlanıyor,
Yetiyor mu?
Yetmiyor İngiltere Dışişleri Bakanı Türkiye'ye geliyor
Türkiye bir süre sonra şakkadanak İngiltere ile dostluk anlaşması imzalıyor.
Ettimi sana ikinci darbe.
Hem de ne darbe.
Darbelerin başlangıç noktası

25 Haziran 1941 TBMM'de, Türk-Alman Antlaşması oybirliğiyle kabul ediliyor.
İşte bu sessiz darbe ile Türkiye o gün İngiltere ve Almanya'nın oyuncağı olmuştur.
Adolf Hitlerin tehditleri, Churchill'in bütün dünyayı bırakıp sadece Türkiye ile yakından ilgilenmesinin sebebini anlatmama gerek yok.

İnternetten bir kaç tarih bilmezin, cahilin Churchill Atatürk için şöyle iyi konuştu, böyle üzüldü laflarına sakın inanmayın çünkü hepsi kocaman birer yalandır.
Hiç bir tarih kaydında ispatı yoktur.
Churchill'in bilinen en büyük vasiyeti şudur;
''Türkiye Batı’nın emrinde ve hizmetinde olarak Batı’nın tayin ettiği gücü aşmamalı.
Zayıflayınca desteklenmeli, büyüdükçe kafası ezilmeli''
Bu söyledikleri tarihi vesikalarla sabittir, şahitlidir.

1938 yılında Gazi Mustafa Kemal'in ölümü 40 ve 41 yıllarında Türkiye'nin Almaya ve İngiltere'ye biat etmesi, batıya ram olması sadece darbe değil ihanettir, milleti batıya satmaktır, şerefsizliktir.
Bütün bunlar yaşanırken Türkiye'de muhalif olan herkes sindirilmiş, gık çıkaran alaşağı edilmiştir.
Böylece diktatör cunta iktidarı kendini güya sağlama bağlamıştır.

Geçelim yaklaşık 20 yıl sonrasına.
Yıl 1946,
Türkiye nasıl oluyorsa diktatör-cunta sisteminden çok partili sisteme geçiyor.
Nasıl oluyorsa dediğime bakmayın burada İngiltere'nin istediği oluyor ve Ortadoğu'da İsrail'i rahatlatacak Türkiye modeli hayata geçirilmeye çalışılıyor.
Askeri güçlendirmek İngiltere'nin işine gelmemektedir.
İsrail'i ilk tanıyan ülke Türkiye olduğuna göre güçlü asker modelinden muhalif ülke modeline geçişin daha doğru olacağını varsayan İngiltere Türkiye'yi tam kalbinden vurma planını devreye sokuyor.

Zaten 1950 yılında diktatör-cunta modelinden illallah eden ahali oy birliği ile DP yi iktidara getiriyor.
Alan memnun, satan memnun.
Ama İngiltere temkinli.
Türkiye Cumhuriyeti o dönemde yavaş yavaş Almanya ve İngiltere güdümünden çıkma hevesinde.
Daha önce yapılmayan yatırımlar, açılan fabrikalar, karnesiz ekmek-gaz-gıda, sefil Osmanlı Hanedan fertlerine aylık bağlanması, devletin yükü olan fabrikaların özelleştirilip halka devredilmesi birilerini hafiften rahatsız etmeye başlıyor.
Veeee en önemlisi,
Şimdi sıkı durun ve küçük dilinize hakim olun çünkü yutabilirsiniz,
1958 yılında Ankara'da 120 yıl aradan sonra Türk Banknot Matbaası kuruluyor
Daha önce nerede basılıyormuş dersiniz?
Büyük Britanya yani İngiltere'de.
1950-1960 yılları arasında Türkiye'nin büyüme oranı %7.8
Sanayide büyüme hızı her sene %10.2 artmış
Sanayiden elde edilen milli gelir %12 ye çıkmış
Sanayi istihdamı %2 den %8 e çıkmış
Ankara asfaltı diye bildiğimiz E5 ve Türkiye'nin dört bir yanına asfalt yollar yapılmış
Ankara'da Odtü, Karadeniz'de Karadeniz Teknik Üniversitesi açılmış,
İngiliz sömürüsü olan Kıbrıs İşgalden kurtarılarak Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur
Gayrı Safi Milli hasıla %9 a çıkmıştır.
Tanrı uludur diye başlayan sözümona ezan tekrar ''Allahu Ekber'' diye okunmaya başlar
Bittimi?
Bitmez.
İnönü'nün para üzerindeki resimleri çıkarılır ve Gazi Mustafa Kemal'li paralar tekrar basılmış.
Fazla uzatmayayım
İngiltere bir kez daha dayanamaz ve tekrar kaşımaya başlar, önce Türkiye'ye ekonomik bir darbe vuruluyor ve maalesef devalüasyon olur,
Buna direnen halk ve Menderes'e karşı bu defa TSK içinden darbe planı devreye sokulur.
Emir kademe zinciri dışında 27 Mayıs 1960 yılında sabaha karşı saat 4 de Kurmay Albay Alparslan Türkeş radyodan Türk Silahlı Kuvvetleri olarak yönetime el koyduklarını ve sebeplerini halka açıklar.
37 düşük rütbeli subay bir gecede astığını asmış, kestiğini kesmiş Türkiye'de bulunan bütün fabrikalar, üniversiteler, belediyeler, valilikler, hastaneler, mahkemeler askerin müdürlüğünde hizmet vermeye başlamıştır.

Sonuç;

Menderes ve arkadaşları idam edilir, İngiltere ve Almanya ile bozulan anlaşmaların tamamı yeniden imzalanır, banknotlar Türkiye'de basılmak kaydı ile İngilizlere daha doğrusu İngiliz vatandaşı olan Yahudi şirketlerine devredilir.
Kıbrıs İngilizlerin kontrolüne bırakılır.
ABD Türkiye'ye bir yıl içinde 279 Milyon dolar yardımda bulunur
Almanya 200 Milyon Mark para gönderir, Türk işçi almaya başlar
Türk iş gücü böylece resmen satın alınmıştır.
Büyüme anında sıfıra iner, işsizlik ve açlık tekrar kader olmaya başlar, asker seçilmeden uzun yıllar milleti yönetir falan filan.

TÜRKİYE'DE DARBECİLİK MESLEĞİ yazı dizisi 1. Bölüm

YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.