Türkiye savaşa mı itilmek isteniyor?

İnternet Haber yazarı Süleyman Özışık bugün “Bu saldırı kimin işi?” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Özışık bugün yazdığı yazıda 24 Kasım 2015’te FETÖ’cü darbeci askerler tarafından düşürülen Rusya uçağının yıldönümünde bu sefer de Suriye ile ilişkilerin olumlu olduğu bir sırada ‘Suriye Türkiye’ye saldırdı’ haberlerinin aslının çok farklı olabileceğini "Beşar Esad böyle
olumlu bir atmoseferde Türk askerine neden ateş açsın?" Bir başka deyişle, bu saldırı Esad rejimine ne kazandırır ne kaybettirir?" sorusuna verdiği cevapla açıkladı.

Özışık Rusya ve Suriye ile gitmekte olan iyi ilişkilerin kasıtlı bir şekilde bozulmaya çalışıldığını, bunun da Türkiye’yi dışarıda ve içeride savaşa sokmak isteyip ülkeyi parçalamak isteyenlerin bir planı olabileceğini ifade etti. Özışık bu parçalanmanın da en çok ABD’nin işinegelebileceğini yazdı.

Ayrıca Özışık, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile olan ilişkilerini geçici dondurmasını da, Türkiye’yi teröristlerden temizlemek amacıyla çıkarılan OHAL’den dolayı olduğunu ve tekrar uzatılmaması halinde Ocak ayında kaldırılmasıyla da AP’nin tekrar müzakerelere devamedeceğini yazdı.

İşte o yazı;

Tarih 30 Temmuz 2016...

Kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan şu tarihi konuşmayı yapıyor:

“Ülkemizde oynanan oyunu bir kez daha bozduk. Bundan sonra inşallah Suriye’deki oyunu da bozacağız, Irak’ta oynanan oyunu da bozacağız, Libya’da oynanan oyunu da bozacağız. Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’da, dünyanın her yerinde mazlumların ve mağdurların tek bir gözyaşı kaybetmemesi adına oynanan oyunları bozacağız."

Tarih, 13 Ağustos 2016...

Kürsüdeki isim bu kez Binali Yıldırım. Bir tarihi konuşma da ondan geliyor:

"Suriye konusunda önümüzdeki 6 ayda çok önemli gelişmeler olursa şaşırmayın!"

Ve Tarih 24 Kasım 2016, yani dün...

Suriye'nin El Bâb bölgesinde, Türk askerlerini hedef alan saldırıda 3 askerimiz şehit oldu, 10 asker yaralandı.

Tesadüfe bakın ki saldırı, Türkiye'nin Rus uçağını vurduğu tarihin yıldönümünde yaşandı!

Saldırıyı Suriye'ye bağlı rejim güçlerinin gerçekleştirdiği yönünde kuşkular var ama bu bilgi henüz kesinleşmedi. Kimileri ise "Rusya intikam" aldı diyor.

Şimdi...

Gelin hep birlikte ters mantık yürütelim ve bu saldırının en çok kimin işine yarayacağını konuşalım.

Yukarıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yıldırım'ın Suriye ile ilgili olumlu sayılabilecek açıklamalarını okudunuz.

Açıklamalardan anlaşılacağı üzere Türkiye, Suriye ile ilişkilerin yeniden düzeltilebilmesi için perde arkasında diplomatik bir çalışma yürütüyordu.

Zaten dikkat ederseniz, o tarihten sonra ne Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne de Başbakan Yıldırım Suriye ve Beşar Esad hakkında olumsuz bir açıklamada bulunmadı.

Soru şu:

"Beşar Esad böyle olumlu bir atmoseferde Türk askerine neden ateş açsın?" Bir başka deyişle, bu saldırı Esad rejimine ne kazandırır ne kaybettirir?"

Aynı soruyu Rusya için de soralım:

Cumhurbaşkanı Erdoğan Rus uçağının düşürülmesinden sonra üzüntülerini belirtmiş ve iki ülke arasındaki ilişkiler normale dönmüş.

Hatta normalin ötesine geçmiş, Putin 15 Temmuz darbesinde Türkiye'nin yanında yer aldığını ilan eden ilk siyasi lider olmuş.

Ve hatta güzel ilişkiler bununla da kalmamış, Erdoğan ve Putin perde arkasında ABD ve AB'ye karşı aynı ortak dili kullanmış, bunun neticesinde Şanghay İşbirliği Teşkilatı'nın Enerji Kulübü 2017 Başkanlığı Türkiye'ye verilmiş.

Hal böyleyken, Türk askerine saldırmak ve beklentilerin de ötesinde iyi giden ilişkileri yeniden bozmak Rusya'nın işine yarar mı?

Bence her iki sorunun cevabı da hayır!

Hem de dünyalar dolusu hayır!

Peki, o zaman saldırıyı kim yapmış olabilir? Ya da şöyle soralım: "Bu saldırı en çok kimin işine yarar?"


Günlerdir ABD ağzıyla konuşup, "Türk askeri sınırlarımızda operasyona devam ederse vururuz" tehditleri savuran Irak olabilir mi?

El Bab, Suriye'nin bir şehri olduğu için bu ihtimali zayıf görebilirsiniz.

Ancak unutmamak gerekir ki PYD ve Kürt koridoru konusunda Türkiye'nin direncini kırmaya çalışan bir süper güç var!

Devam edelim...

Cumhurbaşkanı Erdoğan iki gün önce ne demişti hatırlayalım:

"Şu anda El Bab'a dayandık. Yetmez. Biz şimdi oradan da Münbiç'e doğru ayrıca gideceğiz. Münbiç'te PYD var, YPG var. 'Gidecekler' dediler, 'Gitsin' dedik. Şu ana kadar bir miktar gittiğini söylüyorlar. Biz tamamen orayı PYD ve YPG'nin boşaltmasını istiyoruz!"

Saldırının El Bab'da olması, Türk tanklarının yönünü PYD'nin olduğu Mümbiç'e çevirdiği anda yaşanması size manidar gelmiyor mu?

Bu ihtimal burada kalsın ve biz "Saldırı başka kimin işine yarar?"sorusunu sormaya devam edelim.

Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları üzerinden gidelim:
Erdoğan 29 Ekim tarihinde Telafer ile ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:

"Telâfer meselesi, bizim için hassas bir konu. Telâfer'de bir defa biz bu işe kesinlikle sıcak bakmayız. Sincar'da kesinlikle sıcak bakmayız. Bunu zaten bütün yetkililere çok açık net söyledim. Dedim ki Telâfer tamamen Türkmen ili, ilçesi. Bunun yarısı Şia yarısı Sünni. Biz tabii değerlendirmeyi Şia, Sünni üzerinden değil aslında gönlümüzün arzusu bunu tamamen Müslüman olarak bakıyoruz. Fakat Haşdi Şâbi burada eğer böyle bir terör estirirse kesinlikle buna olan cevabımız bizim farklı olur."

Açıklamadan da anlaşılacağı üzere Haşdi Şabi dediğimiz yapı, İran'ın bölgeye saldığı Şii yapılanması. Örgüt, Telafer'i ele geçirerek Şii hilalini tamamlamak istiyor.

Ve bu örgüt şu anda Telafer'i tamamen kuşatmış durumda ama Türkiye'nin itirazlarından dolayı kente giremiyor.

O zaman şu soruyu soralım:

Saldırı, ABD ve Beşar Esad ile iş tuttuktan sonra Türkiye'nin azılı düşmanı haline gelen İran'ın işi olamaz mı?

Uzan lafın kısası...

Saldırı, bir taşla birkaç kuşu aynı anda vurmayı hedefliyor.

Irak, İran ve PYD istediğini alacak. Türkiye ile Suriye bir savaşın içine girecek. Rusya ise bu savaşta Suriye'nin yanında, Türkiye'nin karşısında yer alacak ve iyi ilişkiler sona erecek.

Böylelikle içeride PKK ve Fetö, dışarıda ise Suriye ile savaşa giren Türkiye'yi parçalama hamlesi çok daha kolay olacak.

Yerküre üzerinde böyle bir şeyin yaşanmasını hangi ülke isteyebilir?

ABD mi dediniz?

Ben de öyle tahmin etmiştim!

Dipnot: Avrupa Parlamentosu Türkiye ile ilişkileri geçici dondurduğunu açıkladı. Alınan kararın şimdilik bir bağlayıcılığı yok. AB Konseyi Zirvesi'nin 15-16 Aralık'taki toplantısında kabul görürse resmiyet kazanacak.

Kararda, üyelik müzakerelerinin yeniden başlayabilmesi için OHAL uygulamasının kaldırılması gerektiği şartı koşuluyor.

Yani bu şu anlama geliyor.

İktidar, Ocak ayının başında sona erecek olan OHAL'i yeniden uzatmayı zaten düşünmüyor. AB bunu fırsat bilip, "OHAL'i kaldırdığınıza göre müzakerelere devam edebiliriz" diyecek anlayacağınız.

Alınan karar, korkunun dışa vurumundan başka bir şey değil. Bizim bir kaybettiğimiz yerde kendilerinin 5 kaybedeceğini hepsi çok iyi biliyor. Onun için böyle kurnazca bir taktik uyguluyorlar.

Bakın buraya yazıyorum.

Türkiye alınan bu kararın altında kalmadığını gösterip, İngiltere gibi referanduma gideceğini açıklarsa, vallahi de billahi de kapımıza gelip "Biz ettik siz etmeyin" diye yalvaracaklar.

Başka çareleri yok!

YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.