Vatan haini Dündar'a ayar üstüne ayar
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Genel Merkez İl İnsan Hakları Başkanları Birim Toplantısı’nda yaptığı konuşmada insan hakları konusunun tarih boyu bütün insanların gündeminin birinci maddesi olduğuna vurgu yaparak, “Türkiye insan hakları konusunda eğer nihai devrimi yapmak istiyorsa mutlaka yeni bir anayasayı yapmak zorundadır. Türkiye’de insan hakları konusunda eğer tarihi adım atmak istiyorsak darbenin izini ve ruhunu taşıyan bu anayasayı bir kenara koymamız gerekiyor. AK Parti olarak biz bu anayasayı bir kenara koyma konusunda samimiyiz. 34 yıldır Türkiye, darbecilerin yaptığı bir anayasayla yönetilme utancına katlanmak durumundadır. Artık bizim daha fazla bu utançla yaşamamamız için yeni anayasa şarttır. Herkes hazır ama parlamento buna maalesef bütün kesimiyle henüz hazır değil, milletin çok arkasında. Yeni anayasa başarılamayınca anayasada nasıl değişiklikler yaparak biz insan hakları, hukuk devleti ve demokratikleşme konusunda Türkiye’yi daha ileri götürürüz bunun çalışmalarını yaptık” ifadelerini kullandı.

“Mahkeme de anayasayı çiğnedi, Meclis’te anayasayı çiğnedi, herkes insan haklarını ayaklar altında çiğnenirken bunu seyretti”

“Türkiye’nin insan haklarına dair en önemli kurumsal yapılarını hayata biz geçirdik” diyen Bakan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anayasa’nın 90. maddesinde en büyük reformu yaptık dersem yanlış olmaz. Nedir o? 90. maddesinin son fıkrasına eklediğimiz bir cümledir. ‘Türkiye’de iç hukukta bulunan bir kuralın insan haklarına ilişkin Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası bir sözleşmeye aykırılık teşkil etmesi halinde uluslar arası sözleşme hükmünün esas alınacağı’ nı anayasaya bu kadro yazdı. Hani insan haklarını çiğnemekle suçlanan, hani diktatörlükle suçlanan Tayyip Erdoğan ve arkadaşları yaptı bunu. Biz kendimize güveniyoruz, bizim hukukumuzda Avrupa’nın, Birleşmiş Milletler’in ve dünyanın başka yerlerinde Türkiye’nin de taraf olduğu İnsan Hakları Sözleşme hükümleri varsa bizim iç hukukumuzla çatışıyorsa biz o sözleşmeye üstünlük vereceğiz, onu öncelikle uygulayacağız diyen anayasa reformunu yaptık. Çocuk hakları, kadın hakları konusunda Türkiye’de en büyük devrimi bu kadro yaptı. Anayasanın 10. maddesi; ‘Herkes kanun önünde eşittir’ diyor. Dedik ki: Kadınların lehine yapılacak yasal düzenlemelerin hiçbirisi eşitlik ilkesine aykırı yorumlanamaz, değerlendirilemez. Bunları biz yaptık, kadın haklarını çiğnemekle suçlanan, kadınlara değer vermemekle suçlanan AK Parti kadroları yaptı. Türkiye’de kadın hakları konusunda en büyük tarihi atılımları, Cumhuriyetin başında yapılanlardan sonra yapan tek iktidar var AK Parti iktidarıdır. Bu ülkenin parlamentosuna başı örtülü seçilerek gelmiş bir milletvekili yemin edebildi mi? Dönemin başbakanı ‘Bura devlete meydan okunacak yer değildir, şu kadına haddini bildirin’ diye Meclisi’nde kükredi mi? O parlamentoda olan milletvekilleri ne yaptılar? Bu hanımefendiyi seçtirenler de dahil yapması gereken çok şey vardı. Ne yapabildiler? Vatandaşlığı dahil her şeyi elinden alındı, o zaman insan hakları diyenlerin sesini hiç duydunuz mu siz? Merve Hanım’ın hakkı, insan hakkı değil miydi? Anayasa Mahkemesi seçilme hakkıyla seçildikten sonra seçildiği gibi görevlerini yapma hakkı vardır bu ortadan kaldırılmıştır diyebildi mi? Demedi. Mahkeme de anayasayı çiğnedi, Meclis’te anayasayı çiğnedi, herkes insan haklarını ayaklar altında çiğnenirken bunu seyretti. Bugün Türkiye’nin parlamentosunda başı örtülü milletvekilleri var mı? Onlara haddini bildirin diye meydan okumayı aklından geçiren birisi var mı? Yok, niye yok? AK Parti var da ondan yok.”

“Askeri yargı alanında da önemli bir reforma imza atacağız”

Çocuk hakları konusunda, sendika özgürlüğünün geliştirilmesi konusunda, kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkına kavuşması konusunda da önemli adımları attıklarını kaydeden Bakan Bozdağ, “Son paket henüz gelmedi ama o paketle de beraber askeri yargı alanında da önemli bir tarihi reforma imza atacağız ve Türkiye’nin önünü açan, hukuk devleti olma vasfını güçlendiren, insan hakları bakımından daha teminatlı bir ülkeye dönüştüren önemli bir reformu da orada atmış olacağız. Etkin soruşturma için de önemli adımlar attık. İfade hürriyeti alanında da büyük değişiklikler yaptığımızı ifade etmek isterim. Çünkü bizim anayasamızda basın araçlarının suç aletleri olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemeyeceği anayasa kuralı haline AK Parti hükümetleri döneminde getirildi. Eskiden matbaayı, oradaki her şeyi suç diye müsadere ediyorlardı, şimdi düşman diye, Tayyip Bey basına karşı diye, AK Parti Hükümeti’ni, herkesi karalayan bu basın var ya bunu kim yaptı? Basını güçlendirmek adına son derece önemli bir adım. İfade hürriyetiyle ilgili maddelerin tamamının arkasına, eleştiri maksadıyla yapılmış düşünce açıklamaları suç olmaz diye her birinin altına ayrı ayrı fıkraları bu kadro koydu. Basınla ilgili bir defa düzenleme yaptık, cezaevlerinde olanların tamamının dışarı çıkmasına imkan veren adım attık. Basın hürriyetini güçlendiren daha pek çok adım attığımızı ifade etmek isterim. Türkiye cezaevlerinde mesleği gazetecilik olduğu için tutuklu olan kimse yok. Gazetecilik yaptı diye tutuklanan veya hüküm giyen kimse yok. Şimdi kalkıp falan isim mesleği gazeteci diyorlar doğru ama kendisine isnat edilen suç ne? Sen onu bir söyleyebiliyor musun? Cumhurbaşkanıyla ilgili tweet attı diye hapse konuldu diyor. Ya yalan söyleme, tweet attı diye bu memlekette hapse kim konuyor? Kimse konmuyor. Peki attığı tweetin içinde ne var? Onu söyle, onu söylemiyor. Cumhurbaşkanının ölmüş annesine sinkaflı tweet atıyor birisi, bunu kalkıp ifade hürriyeti olarak yansıtıyor birisi. Sinkaflı küfür yapmak bir ifade hürriyeti midir değil midir? Oturup biz bunu konuşalım. Efendim başka ülkelerde varmış, ya başka ülkenin toplumsal değerleriyle, medeniyet değerleriyle, kültürüyle bizimki aynıysa ona göre iş yapalım” diye konuştu.

Tutuklu gazeteciler

Türkiye cezaevlerinde sadece gazetecilik yaptı diye tutuklu hiç kimse olmadığını tekrar eden Bakan Bozdağ, “Hepsine isnat edilen suçlara baktığınızda gazetecilik suçu diye bir suç yok. Hüküm giymiş gazeteciler var, ne diye hüküm giymiş bakıyorsunuz, karakol bombalamış. Mesleği ne diye sorduğunda da savcı mahkeme ‘ben gazeteciyim’ demiş. Mesleğinden dolayı mı ceza veriliyor? Karakol bombalamış. Hepsinin isnat edilen suçlarına baktığınızda başka başka. Terör örgütlerini övmüş, terör örgütlerinin lehine, terör örgütlerine terörist devşirmek için pek çok şey yapmış. Herri Batasuna kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi diyor ki: ‘Teröristleri övmek, onları onurlandırmak anlamına gelir. Terörü, teröristi övmek, onurlandırmak da teröre ve terör örgütüne destek anlamına geliyor’. Herri Batasuna Partisi’nin bir belediyesi teröristlere fahri hemşehrilik beratı verdiği zaman, bu onları onurlandırmaktır diyor sen teröriste bunu veremezsin diyor. Türkiye’ de ne oluyor? Bir milletvekili kalkıyor, canlı bomba olmuş birinin cenazesine gidiyor, tabutuna omuz veriyor, onu taşıyor. Bu terörist hangi iyi şeyi yaptı da bir milletvekilinin tabutuna omuz vermesini hak etti? Dünyanın hangi ülkesinde bu vekilin yaptığı bu iş siyaset yapma hak ve hürriyeti kapsamında değerlendirilir? Hangisinde bu hoş görülür? Avrupa kurumlarına baktığınızda, Herri Batasuna Partisi’ne karşı İspanya lehine ortaya koydukları iradeyi Türkiye söz konusu olduğu zaman Türkiye’nin lehine ortaya koyuyorlar mı? Koymuyorlar. Gazetecilerle ilgili de başkalarıyla ilgili de aynı şeyleri görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Can Dündar, Alman Cumhurbaşkanı sana niye ittifak ediyor? Niye sarayında ağırlıyor?”

“Türkiye’de Türk mahkemeleri tarafından yapılan yargılama sonucunda 5 yıl hapis cezası almış birisi Almanya’nın Cumhurbaşkanı tarafından, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda onurlanıyor” diyen Bakan Bozdağ, şunları kaydetti:

“Bu dostlukla, iyi ilişkileri izah edilebilir mi? Mahkeme karar vermiş, bağımsız yargı suçlu demiş, şu kadar da ceza veriyorum demiş. Bir başka ülkenin Cumhurbaşkanı alıp orada ağırlıyor. Ey Can Dündar, Alman Cumhurbaşkanı sana niye ittifak ediyor? Niye sarayında ağırlıyor? Türk milletinin, Türkiye Devleti’nin hakkını, hukukunu korudun, Ata’na, vatanına, milletine saygılı bir vatandaş oldun, sadakatli davrandın diye seni orada inzivaya çıkarıyor, irtifak ediyor, övüyor? Yoksa ülkene, milletine, devletine sövdün, onun aleyhine faaliyette bulundun diye mi sana bu irtifakı yapıyor? Eğer Batı’da birinden irtifak görmek istiyorsan, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na sövün, baş tacı ediyorlar. Türkiye Devleti’ne sövün baş tacı ediyorlar. Türk milletine ve devletine ihanet eden suçlar işleyin baş tacı görüyorlar. Ya sizin ifade hürriyetinden anladığınız sadece Türkiye Devleti’ne, Türk milletine ihanet eden açıklamaları yapanların veya çalışmaları yapanların hürriyeti midir sizin anladığınız? Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu, geçen gün gazetecilerin isimlerini okuyor, herkes burada diye söylesin diyor. Ömrü boyunca Atatürk’e sövmekle irtifak kazanmış insanları, Atatürk’le aynı çizgide değerlendiriyor ve onları ömrü boyunca Atatürk’ün yolundan giden insanlara alkışlatıyor. Bütün kitapları ortada; Anti Kemalist, bütün yaptıkları ortada ama bir bakıyorsunuz Sayın Kılıçdaroğlu bunların hepsini alkışlatıyor. Kime? Atatürkçülere alkışlatıyor. Ey Atatürk’ü samimi seven kardeşlerim, Sayın Kılıçdaroğlu size kimleri alkışlatıyor bakıyor musunuz? Sırf AK Parti karşıtlığı nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin sahip olduğu bütün değerlere harp açmış insanları, Atatürk’ün bütün ortaya koyduğu iradeye harp açmış insanları alkışlamak size yakışıyor mu? Böylesi bir noktada sağlıklı şeyler ortaya koyma imkanı maalesef kalmamıştır. Kalması da mümkün değildir. Avrupa’da da maalesef Türkiye’nin aleyhine faaliyette bulunanlara büyük destekler veriliyor. PKK’lılar, FETÖ’cüler, DHKP-C’liler himaye ediliyor. Örgütler adına hareket edip parayla pulla ya da ihanet duygusuyla iş yapmış, Türkiye’ye ve Türk milletine kim zarar vermişse hepsi baş tacı. Onun için Avrupalıların baş tacı ettiklerini de bizim buradan bir kez daha bakmamızda fayda var.”

Türkiye cezaevlerinde işkence yapıldığı iddiası

Son günlerde insan hakları konusunda gündeme gelen en önemli hususlardan birisinin Türkiye cezaevlerinde kötü muamele ve işkence iftiralarının olduğuna vurgu yapan Bakan Bozdağ, “Türkiye ceza ve tutukevlerinde kötü muamele ve işkence konusuna sıfır tolerans uygulaması var. Kötü muamele ve işkence suçlarında zaman aşımını AK Parti Hükümetleri kaldırdı. İşkence ve kötü muamele konusunda kim nerede ne varsa bize bildirsin, biz gereğini yapalım. Avrupa’Dan, uluslar arası çevrelerden gelenler, Türkiye’de böyle böyle işkence ve kötü muamele var diyorlar. Ne zaman çıktı bu? 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra birden bire Türkiye’de işkence ve kötü muamele çıktı. 14 Temmuz’da da Türkiye Türkiye’ydi, bizim cezaevlerimizde yine tutuklu ve hükümlülerimiz vardı, 14 Temmuz’da olmayan işkence ve kötü muamele 15 Temmuz’dan sonra birden bire nasıl oldu da çoğaldı, bütün cezaevlerini kapladı? Peki nereden çıkıyor bu? FETÖ’nün, PKK’nın teröristleri, onlara müzahir çevreler, DHKP-C dahil bütün terör örgütleri yurtdışında uluslar arası örgütler nezdinde ve kurumlar nezdinde de Türkiye aleyhine büyük bir iftira kampanyası yürütüyorlar ve bunu destekleyen ülkeler ve kuruluşlar bize sormadan o iddiaları hakikat kabul edip Türkiye’yi suçluyorlar.

Siz bize işkence ve kötü muamele var diyorsunuz o zaman söyler misiniz kime yapılmış o işkence ve kötü muamele? Kim tarafından yapılmış? Nerede yapılmış? Nasıl yapılmış? Ne zaman yapılmış? Onu söyleyin veya bir tanesini söyleyin, biz üzerine gidelim gereken neyse yapalım. Efendim elimizde öyle bir bilgi yok, e niye yok? İsim vermekten çekiniyorlar, hem isim vermiyorlar ondan sonra da çekiniyorlarmış başlarına iş gelir diye ama uluslar arası temsilcilere böyle böyle laflar var demekten çekinmiyorlar. Geçen BM Temsilcisi geldi, ‘Biz böyle bir şeye rastlamadık ancak ifadelerden böyle bir izlenim edindik’ diyor. Kusura bakmayın var mı yok mu? İzlenim edindik diyerek Türkiye’yi suçlamayı biz kabul edemeyiz. Biz bütün bunlara rağmen Türkiye cezaevlerinde her türlü iddia, şikayeti incelemek üzere bir birim kurduk, 7/24 takip ediyoruz. Şu ana kadar 231 tane adli tahkikat yapıldığını buradan ifade etmek isterim.

Falan örgüt rapor yazdı, filan örgüt şunu dedi dendiği zaman örgütün yazdığı rapor adil mi? Objektif mi? Adil ve objektifse bu raporun gereğini yapıyoruz ama bu örgüt adil değil raporu da objektif değilse ona göre gereğini yapıyoruz. Türkiye’yi terör örgütlerinin gözünden görmeye devam ederseniz, Türkiye hakkında terör örgütlerinin diliyle konuşmaya devam ederseniz, Türkiye hakkında adil ve objektif karar verme imkanı hiçbir zaman bulamazsınız. Bizim bu suçlamalara evet deyip baş sallamamızı da kimse bizden beklemesin” şeklinde konuştu.

“Türkiye yaptıklarıyla dünyayı da insanlığı da büyük bir utançtan kurtardı”

Almanya ve başka ülkelerde insan hakları konusunda ciddi ihlallerin olduğunun altını çizen Bakan Bozdağ, “Söz konusu Batı olunca kimse bunu dile getirmiyor. Suriye’deki yaşanan dramı sona erdirmek için dünyada en samimi ve en aktif faaliyette bulunan tek ülke Türkiye’dir. Savaş dursun diye uğraşıyoruz, çözüm olsun diye uğraşıyoruz, kaçanları da ülkemizde ağırlıyoruz. Türkiye’nin içinden de bizi suçlayan ana muhalefet partisi. Sınırın bu tarafındakilerle diğer tarafındakiler akraba, dindaş ve komşu. Şimdi sizin bu kadar hukukunuz olan bir evde yangın çıkıyor, yangında duman var, ateş var, yanalar feryat figan ediyor, siz adamsanız, insansanız bana ne deyip kulağınızın üstüne yatar mısınız yoksa bu yangını söndürmek için gücünüz yetiyorsa uğraşır mısınız? Şu anda Türkiye’nin ana muhalefet partisi diyor ki: ‘Sen yananların feryadını duyma, yananların kokusunu duyma, ateşin sıcaklığını duyma, dumanı duyma kulağının üzerine yat. Biz de böyle bir insanlık anlayışı yok. Türkiye yaptıklarıyla dünyayı da insanlığı da büyük bir utançtan kurtardı. Sonra da insan haklarından bahsediyorlar, Türkiye’yi hak ihlali yapmakla suçluyorlar. Ya sizin yaptıklarınıza bakın, Türkiye’nin yaptığına bakın” dedi.
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.