12 Aralık 2016

Safları sıklaştıralım, sağlam geliyorlar...

Kraliçenin babası belli olmayan çocukları masa başı çalışmalarını tamamlayıp bir düzen kurmuşlardı.

Dünya artık onlardan sorulacak, onların menfaatlerine dokunacak her harekete en şiddetli cevap vermek gayet normal bir hareket olacaktı.

Biz dünya insanlarının oyalanması için de “Demokrasi, İnsan hakları, Evrensel hukuk normları” diye adlandırdıkları oyuncakları kucağımıza doluşturmuşlardı.

Yani her ne şartlarda olursa olsun ‘’5, Dünya’dan büyüktür’’ tezi geçerli olacaktı.

Onlar için borulardan akan petrol, mazlumların damarlarından akan kandan daha kıymetliydi.

Onlar için doların üzerindeki hükmedici resim sahile vurmuş küçük bir çocuk bedeninden daha önemliydi.

Her gün, her saat, her dakika için bir planları, bu planları harekete geçirecek, uygulayacak bir sürü piyonları mevcuttu, bu kraliçenin babası belli olmayan çocuklarının.

Ama unuttukları, görmedikleri, görse de görmemezlikten geldikleri bir şey vardı. Plan yapıcılarınen büyüğü, en büyük plan yapıcı.

Yani ‘Allah Celle ve Azze’,

O’na inanan, O’nun uğruna ölümü öldürenleri ne yazık ki hesaplayamadılar.

Daha önce farklı milletlere, farklı devletlere uygulayıp başarılı oldukları planları harekete geçirdiler. Amaç tekti; esareti
kabul etmeyen bir milleti boyunduruk altına almak.


1930’larda boynuna tasma takıp peşlerine sürükledikleri bu milleti aynı sistemde ilelebet kontrol altında tutmak.

1950’lerde başlayan “öze dönüş” ruhu, birçok kez sekteye uğrasa da yürüyüş tamamlanacaktı.

28 Şubat’ta üzerinden silindir geçirilen bu millet sabırlı bir şekilde, iğneyle kuyu kazarcasına, ilmek ilmek ördü ağlarını.

Ve üstad Necip Fazılın da dediği gibi;

“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak.”


Artık sesini yükselten, dur diyebilen, zalimin karşısına dikilen, Allah’tan başka kimsenin önünde diz çökmeyen bir Türkiye kuruldu, Yeni bir Türkiye.

Ama bu duruş normal karşılanmayacaktı, kraliçenin babasız çocukları tarafından.

Oyun başlamıştı…

Gezi olayları bu oyunun ilk perdesiydi, tutmadı.
İkinci oyun; 17/25 Aralık darbe girişimiydi, kurgu çok iyiydi nerdeyse sonuca gideceklerdi, ama oda olmadı.
6/7 Ekim Kobani olayları, patlayan bombalar, sokakların ateşe verilmesi.
Olmuyor, olmuyor, olmuyor! Bir türlü istedikleri sonuç çıkmıyordu.

Ve o beklenen aktör devreye sokuldu, bizden bildiğimiz, bizim gibi giyinen, bizim gibi konuşan, bizim gibi alnı secdeye giden ama maalesef hiçbir zaman bizden olmayan F. Gülen ve avarelerini devreye soktular.

Milletin üzerine bombalar yağdırdılar, tankların paletleri altında bir milletin geleceğini ezmek istediler. Bu da olmadı.
Ve sondan bir önceki hamlelerini devreye soktular; “ekonomik saldırı”.

Darbelerle, bombalarla, iftiralarla kontrol altına alamadıklarını, parayla kontrol altına alacaklardı.

Siz misiniz faiz lobisine savaş açan?
Siz misiniz “Dünya 5’ten büyüktür” diyen?
Siz misiniz Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmeyiz diyen?
Bedelini ödetmek için tüm kozlarını oynayacaklar.
Tanklara göğüs geren bu millet ekonomik savaşın da üstesinden geliyor, gelecek de.
Bunu anlayamadılar ve fark etmediler.
Bu nedenle son kez, top yekûn ve bütün güçleriyle gelecekler, hiç kullanmadıkları yöntemleriyle üzerimize yürüyecekler, yakındır.

O nedenle hazır olalım, safları sıklaştıralım ve
Unutmayalım!
Galip olan yalnız Allah’tır!
Kalın sağlıcakla…
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner203

banner202