09 Ocak 2017

Zelikız'dan merhaba

Acayip zamanlardan geçiyor, çok tuhaf şeylere tanıklık ediyoruz. Enformasyonla dezenformasyonun birbirine karıştığı, edeple adabın hercümerç olduğu, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların ahkam kestiği bir dünyanın kapılarını araladı birileri önümüze süratle. 
 
Hadsiz hukuksuz, vicdansız şuursuz ve belki de en hazini akıl terazisinin şirazesi tüm dengesini yitirmiş bir grilik kuşatsın istiyorlar etrafımızı. Bizi, bizden olana düşman etmeye gayret ediyorlar. 
 
Boşuna değil inanın son zamanların en popüler kelimesinin ‘ötekileştirme’ olması. Çünkü artık herkes kendinden olmayana ‘öteki’!

Koca bir kalabalık kendi özünden gurbette; her ne var ise bizde bize benzeyen mahzun, mahcup ve bigane (yabancı)…

Hele de benim gibi türküler söyleniyorsa ruhunuzda sizden öte, sözleriniz şiire, romana çalıyorsa, gözleriniz her sabah bir tuale uyanıyorsa velhasıl hamurunuzda Allah vergisi o sanatçı halet-i ruhiyesi varsa en çok da siz etkileniyorsunuz tüm bu olan bitenden. Çünkü daha derinden, daha içten hissediyorsunuz tüm renkleri, sesleri, güzellikleri ve elbette nihayetinde kötüyü, kötülükleri…
 


Merak etmeyin, sizleri lacivert laflara boğmak değil niyet. Şu kısacık ömrümde karşıma çıkan, tanımaktan onur duyduğum, her cümlesinden feyz aldığım bir büyük ustaya; Şener Şen’e yapılan haksızlığı yazmaktır arzum.
 
Şener Şen… Badi Ekrem, Pilot Vecihi, Maho Ağa, Ali Rıza, Muhsin Bey, Baran, Ali Haydar ve her biri bir oyunculuk destanı olan onlarca karakteri canlandıran bir efsane o. 

Size ‘hangi Şener Şen filmini en çok seviyorsunuz’ desem; biliyorum hepiniz farklı farklı filmlerini sıralarsınız hemen. Ama ‘hangi Şener Şen filmini beğenmediniz’ diye sorsam eminim susarsınız; verecek cevap bulamazsınız…

Çünkü muhteşem filmi çoktur Şener Ağabey’in ama tek bir kötü, vasat, sıradan filmi yoktur. Yüreğini, yeteneğini, alın terini ve o Allah vergisi maharetini koyar dahil olduğu her işe. Bu ülkenin en önemli değerlerinden biridir. 78 milyonun etrafında aynı ortak duygularla buluştuğu nadide isimlerin en başında gelir.
 
Sağolsun Cumhurbaşkanımız da bu abide insana bir ödül verdi geçtiğimiz günlerde. Ankara’da bir araya geldiler, birlikte muhteşem bir Türkiye fotoğrafı sergilediler. İnanın ağlayarak izledim töreni. Şener Ağabey’imin gözlerindeki gurur, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın o anlarda yaşadığı mutluluk benim içimde de coşku dolu, umutlu rüzgarlarıestirdi. Sanat yolculuğunun çok başındaki bendenizi naçizane müthiş sevindirdi…
 


Ömrünü sanata adamış, Türk sinemasının başyapıtlarına imza atmış bir usta, ömrünü ülkesine adamış, Cumhuriyet tarihinin en önemli işlerine imza atmış bir başka ustadan ödül alıyordu. Bundan daha güzel bir fotoğraf olabilir miydi…
 
Ve fakat hemen akabinde, -beklemediğim demeyeceğim- beklediğimiz bir tabloyla karşılaştık. Kerametleri kendilerinden menkul, kimisinin resmi, kimisinin ismi sahte sosyal medya şövalyeleri başladılar Şener Şen’e saydırmaya, saldırmaya. Neymiş efendim; ‘Cumhurbaşkanımızla nasıl yan yana gelirmiş!’ Neymiş; ‘O ödülü nasıl kabul edermiş…’

Behey aklını peynir ekmekle yemiş avareler! Utanmaz, arlanmaz, hadsiz, hudutsuz divaneler! En başta kendinden ve elbette sonra da herkesten, her şeyden nefret eden ipsiz sapsız, karanlık, sinsi sesler. Eğer davet edilen aranızdan biri olsaydı yalınayak koşarak gideceğinizden adım gibi eminim ya Ankara’ya ama neyse mesele o değil…
 
Mesele ne biliyor musunuz aslında… Yine bir soru sorarak toparlayayım konuyu tam da burada.

 ‘Bizi etrafında toplayacak kaç tane değerimiz var? Hangi siyasi görüşten olursak olalım, hangi fikre, hangi renge yakın durursak duralım Şener Şen gibi bütün bir ülkenin yüreğine, ruhuna, neredeyse son yarım asrına dokunmuş kaç isim sayabiliriz?’ İşte mesele burada dostlar…
 


Beğenmemek, yaftalamak, tahkir etmek, ötekileştirmek çok kolay… Şu sıralar çok moda elinin tersiyle itmek bu ülkenin bütün değerlerini. Ama içimiz, içiniz rahat olsun. O fısıltıyla konuşan kalabalıktan çok daha fazlayız biz. Onların inadına, bizi binbir parçaya ayırıp, bölmek isteyen, bizi birbirimize düşman etmek isteyenlerin inadına buradayız. Dünya gelse üstümüze yerimizden milim kıpırdamayacağız. Ve ne değerlerimizi, ne de güzeller güzeli memleketimizi size harcatmayacağız… İşte tüm bu kalbi duygularımla Zelikız'dan merhabalar efendim…
 
Son olarak; ruhum, kalemim el verdiği müddetçe burada sizlerle olacağım. Kimi gün mutfağa girecek, kimi gün dizi setine konuk olacağım. Kimi gün okuduğum bir kitabı, kimi gün izlediğim film, dizileri paylaşacağım siz dostlarla. 

Sanatın aynasını tutmaya çalışacağım hayata. Ve o aynaya yansıyan güzellikleri göstermeye gayret edeceğim.

Bazen gerçek yaşam öykülerini, bazen de kendi yaşamımdan kesitlerle örnekler sunacağım yaşama dair.

Şu üç günlük dünyada bir hoş sada bırakabilirsem ruhunuza ne mutlu bana.

Tekrardan Zelikız'dan merhaba.
 


ZELİKIZ


 
 
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner203

banner202