Başkan Erdoğan Osmanlı’yı karalamak için kullanılan tezleri çürüttü!

Başkan Erdoğan, Osmanlı Devleti’ni karalamak için kullanılan iddialara tepki göstererek, “Osmanlı'da okuma-yazma oranın çok düşük olduğu, Osmanlı'nın kendi silah sanayisinin olmadığı, yönetimi altındaki halklara zulmedildiği yalandır ve iftiradır.” dedi.

Gündem 10.11.2019, 15:58 10.11.2019, 16:07
Başkan Erdoğan Osmanlı’yı karalamak için kullanılan tezleri çürüttü!

Başkan Recep Tayyip Erdoğan Osmanlı’yı karalamak için öne sürülen tezleri çürüterek “Hepsi de yalandır, iftiradır.” dedi.

Erdoğan, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikalinin 81'inci yılı dolayısıyla düzenlenen "Atatürk'ü Anma Töreni"nde katılımcılara hitap etti.

“Osmanlı ve Selçuklu devletlerine haksızlık edilmemeli”

Erdoğan, binlerce yıllık tarihi süreklilik içindeki son devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'ne ve onun kurucusuna sahip çıkmanın herkesin görevi olduğunu belirtti.

Bunu yaparken geçmişe özellikle de Osmanlı ve Selçuklu devletlerine haksızlık edilmemesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, Söğüt'te dikilen Osmanlı çınarının, 600 yıl boyunca 3 kıta, 7 iklimde şanla, şerefle, adaletle ve başarıyla yaşadığını ifade etti.

“Kök olmazsa, ağaç olur mu?”

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Cumhuriyetimizi, Osmanlı'dan kurtarabildiğimiz miras üzerinde kurduk. O olmasa, kök olmazsa, ağaç olur mu? Olmaz. Onun üzerinde yükseldik. Bu mirasa sadece topraklarımız değil, kurumlarımız da, geleneklerimiz de dahildir. Gazi Mustafa Kemal, Samsun'a, bir Osmanlı subayı olarak çıkmış, Ankara'daki Meclis'i yine Osmanlı adına faaliyete geçirmiştir. Cumhuriyetin inşası da Osmanlı'dan devralınan mevcut idari sistem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu hakikatler, apaçık ortadayken sürekli olarak Osmanlı'ya hakareti ve aşağılamayı bir siyaset tarzı haline getirmek ya cehalettir ya gaflettir ya da art niyettir.

“Türk milletini tarihi yörüngesinden çıkarmak için çalıştılar”

Tarihimiz bizim yörüngemizdir. Yörüngeden çıkan bir gök cismi nasıl sonsuz karanlık içinde kaybolmaya ve muhtemelen yok olmaya mahkumsa toplumlar da öyledir. Türk milletini, kendi tarihi yörüngesinden çıkarmak için geçmişiyle bağını koparmaya çalışanların amacı da budur. Milletler ve devletler mezarlığı olan tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Allah'a şükür bugüne kadar milletimizi kadim tarih yörüngesinden çıkarmaya kimse muvaffak olamadı. Kimi dönemlerde kısmen de olsa zayıflıklar ortaya çıktı ama milletimiz güçlü irfanıyla, ilmiyle her seferinde işi düzeltmeyi başardı."

“Ecdadımızın güçlü yönlerini geleceğimizi aydınlatan bir ışık haline getirmeliyiz”

Birlerinin Osmanlı'da okuma-yazma oranın çok düşük olduğunu, Osmanlı'nın kendi silah sanayisinin olmadığını, Osmanlı yönetimi altındaki halklara zulmedildiğini söylendiğini hatırlatan Erdoğan, "Hepsi de yalandır, iftiradır. Her ülke ve toplum gibi elbette Osmanlı'nın da eksikleri vardır. Bunların tespitini yapmak ve yerli yerine koymak, tarihçilerin ve uzmanların işidir. Bize düşen görev ecdadımızın güçlü yönlerini kendi geleceğimizi aydınlatan bir ışık haline getirmektir." dedi.

"Bugün Afrika'nın derinliklerinden, Balkanlar'ın uçlarına kadar Osmanlı coğrafyasının neresine giderseniz gidin, derin bir muhabbetle karşılanıyorsanız ortada sıkı sıkıya sahiplenilecek bir miras var demektir." ifadelerini kullanan Erdoğan, Bosna Hersek'in Kurucu Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç ile anısını paylaştı. İzzetbegoviç'i, rahatsızlığı döneminde ziyaret ettiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Evladım Tayyip buralar size emanettir”

"Ölümünün son anında, Avusturya'dan dönüyorum, 'durumu ağır' dediler. Sarajevo'da uçağı indirdim ve hemen hastaneye ziyaretine gittim. Oğlu Bakir Bey'in ifadesine göre zihni de kapalı gibiydi. Seslenince, şöyle gözlerini açtı ve kendisiyle orada birkaç kelam ettik. 'Evladım Tayyip, buralar Evlad-ı Fatihan'dır, buralar Osmanlı'dır. Ben gidiyorum, buralar size emanettir' dedi. Tabii ertesi gün Rahmet-i Rahman'a kavuştu. Aliya İzzetbegoviç şu son haliyle Bosna-Hersek'in mücadelesini veren bir komutandı aynı zamanda. O bunu böyle biliyor fakat gel gör ki bizimkiler Bosna-Hersek'te Osmanlı'nın olduğundan bihaber. Bütün eserleri, camileri, kervansarayları, köprüleri, medreseleriyle orada Osmanlı var. Mührünü öyle vurmuş. Yok ederek değil, bu şekilde vurmuş."

"Osmanlı'nın izleri Güney Afrika'ya kadar görülüyor"

Erdoğan, Osmanlı'nın izlerinin Güney Afrika'ya kadar görüldüğünü belirterek, "Meşhur Ebubekir Efendi bu işin ilmi temsilciliğini yapmış bir zat. Ve bu Osmanlı. Bunların bunlardan haberi yok. Bizim ayak izlerimiz nerelere kadar gitmiş haberleri yok. Şöyle diyor şair, 'Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz.' Biz böyle bir milletiz. Biz sıradan bir millet değiliz. Kendi milletini, kendi tarihini inkar edenlerden bir şey olmaz. " dedi.

"Tarihin nakşedilmediği bir şehirimiz neredeyse yok"

Türkiye düşmanlığı için malzeme üretenlerin geçmişlerinin soykırım, sömürü, zulüm ve haksızlıkla bezeli olmasına karşın kendilerini tam tersi ifadelerle pazarlamaya çalıştığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bizim ise varolan hakikatleri söylememize, anlatmamıza, nesilden nesile aktarmamıza tahammül edemiyorlar. Ben gençliğimize sesleniyorum; siz gururlu bir gençlik olmalısınız çünkü sizin gururlanabileceğiniz bir ecdadınız var. Siz rastgele bir gençlik değilsiniz. Bizim kendileriyle iftihar edebileceğimiz bir ecdadımız var. Bunlar her yönüyle bizim iftihar vesilemiz. Bugün 81 vilayetimizin tamamında tarihi, kültürü görüyorsak, bütün bu eserlerle mücehhez toprakları görüyorsak, işte gidin Erzurum'a, Mardin'e her yer tarih. İstanbul'u söylememe gerek var mı? Adım başı tarih. Ankara bunların içerisinde en fakiridir aslında. Burada da Selçuklu var. Konya, Kayseri tarih, her yer tarih. Yani tarihin nakşedilmediği bir şehrimiz neredeyse yok. Biz bunlarla gururlanmayalım da kimlerle gururlanalım? Onlar ne derse desin biz kim olduğumuzu biliyoruz, kim olduğumuzu evlatlarımıza ve tüm dünyaya da anlatmaya devam edeceğiz."

"Okuma yazma oranı nüfusun yarısından fazlaydı”

Kemal Karpat başta olmak üzere liyakatlarına kimsenin itiraz edemeyeceği tarihçilerin, geçen asrın başında Osmanlı'da okuma yazma oranının nüfusun yarısından fazla olduğunu dile getirdiğini söyleyen Erdoğan, bunun o dönem Rusya, İspanya, İtalya başta olmak üzere pek çok ülke ile karşılaştırıldığında çok yüksek bir oran olduğunu vurguladı.

"Osmanlı'nın silah sanayisi olmadığı da koskoca bir yalan"

Osmanlı'nın, Balkan Savaşları ile başlayan, 1. Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi ile devam eden süreçte okur yazar nüfusunun büyük kısmını kaybettiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Özellikle erkek nüfusun önemli bir kısmı şehit oldu. Çanakkale'yi düşünün. 'Kınalı kuzular' diyoruz ya, kınalı kuzuları biz orada kaybetmedik mi? Orada kaybettik. Bunlar sıradan işler değil. Toplam nüfusumuzun bir kısmı da sınırlarımız dışında kaldı. Bir de buna Cumhuriyet'le birlikte gerçekleştirilen Harf Devrimi ile adeta her şeyin sıfırlandığını eklediğimizde elbette ülkemiz okuma yazma oranın çok düşük olduğu bir dönem yaşadı. Bunu Osmanlı'ya yüklemek tam anlamıyla bir bühtandır. Nitekim zaman içerisinde Türkiye yüzde yüzlük bir okur yazar seviyesine ulaşmıştır. Osmanlı'nın silah sanayisi olmadığı da koskoca bir yalandır. Bunların, ne tarihle alakası var ne geçmişini araştırmakla alakası var. Coğrafyamızdaki 600 yıllık hükümranlığı döneminde neredeyse savaşsız tek bir haftası olmayan Osmanlı'nın silah sanayisinin olmadığını iddia etmek kadar saçma bir iddia olmaz. Burada asırlar boyunca dünyaya top, tüfek, gemi başta olmak üzere silah sanayisi ihracatı yapan bir ülkeden söz ediyoruz."

Yorumlar (0)
16°
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 03 Haziran 2020
İmsak 03:30
Güneş 05:26
Öğle 13:07
İkindi 17:06
Akşam 20:38
Yatsı 22:26
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P