GÜNDEM

Trafik terörüyle mücadele vermek zorundayız

Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, "7 bin 500 tane insanımızı yok yere trafik kazalarında kaybetmek çok büyük maddi ve manevi kayıptır." dedi.

Trafik terörüyle mücadele vermek zorundayız
Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, "7 bin 500 tane insanımızı yok yere trafik kazalarında kaybetmek çok büyük maddi ve manevi kayıptır. Bir tarafta PKK ile askerimize, polislerimize, vatandaşlarımıza kurşun sıkan bu hain örgütle mücadele ederken, bir taraftan da yok yere kendi insanımızı kaybetmemize çok büyük bir mücadele vermek zorundayız" dedi.

Trafik Denetleme Birim Amirleri Karayolu Trafik Güvenliği ve Yeni Trafik Denetim stratejileriyle ilgili çalışmaları değerlendirmek amacıyla bir toplantı düzenledi. Karayolu Trafik Güvenliğine katkı sağlanması ve yeni trafik denetim stratejilerinin geliştirilmesiyle ilgili Polis Moral Eğitim Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok ve AK Parti Bursa Milletvekili Bennur Karaburun da katıldı.

Trafik polisinin görevinin zorluğu ve çalışma şartlarıyla ilgili konuşma yapan Altınok, “Trafik Türkiye’de tüm milletimizin, insanlarımızın en büyük belalarından biridir. Emniyet teşkilatımızın da en önemli görevleri arasından biridir. Emniyet teşkilatımızdaki 275 bin silah arkadaşımızın kafasında öncelikleri vardır. Bir takım arkadaşımız öncelikle istihbaratçı olmak isterler veya terörcü olmak isterler veya kaçakçılık dairelerinde çalışmak isterler. Kolay kolay kimse trafikçi olmak istemez. Çünkü trafikçi olmak zordur. Ve hiçbir zaman yaptığı işin anlatılması ve kolay kolay toplumda bir anlam ifade etmesi mümkün olmaz. Niye zordur, birçok insan, arkadaşlarımızın ve teşkilatımızın büyük bir kısmı sokakta dağda taşta çalışır ama trafikçiler 24 saat sokaktadırlar. Yaz kış demeden hele büyükşehirlerde İstanbul ve Ankara gibi yerlerde egzoz dumanlarının içerisinde, sabah çok erken saatlerde veya gece saatlerinde saatlerce o çizmelerinin, botlarının su aldığı, ayaklarının buz tuttuğu ve soğukta, rüzgarda, tipide görev yapmak zorundalar. O yetmez bir de değerli vatandaşlarımızın aceleciliği, koşuşturması veya büyükşehirlerin getirmiş olduğu koşturma içerisinde herkes acele eder, bir yerlere çok hızlı bir şekilde yetişip, kendisine öncelik verilmesini ister ve burada da vatandaşlarımızla birebir muhatap olurlar. Böyle durumlarda muhatap olmak da trafik polislerimiz için çok kolay değildir. Trafik polisinin asli algısı ceza yazmaktır, birden bire şurada polis var mı, ceza yazar mı diye bir algı vardır. Onun için en büyük trafik teşkilatımızın sıkıntılarından birisi hem çalışma koşullarının çok ağır olması, hem de teşkilatta kimsenin çok kolay trafikçi olmak istememesidir” şeklinde konuştu.

“Türkiye 30-35 yıldır PKK terörüyle uğraşıyor”

Türkiye’nin mücadele ettiği alanlara değinerek teşkilatın sorumluluğuyla ilgili konuşmasına devam eden Altınok, “Türkiye 30-35 yıldır PKK terörüyle uğraşıyor. PKK teröründe vermiş olduğumuz kayıplara yakın bir kaybı biz trafik teröründe veriyoruz. Her yıl trafik terörüne vermiş olduğumuz sevdiklerimizin hayatı PKK terörüne verdiğimiz kayıp kadardır, belki de daha fazladır. PKK terörüyle nasıl uğraşıyorsak trafiğin de terör mahiyetinde algılanıp, trafik terörüyle de mücadele etmemiz lazım. Gerçekten hem kutsi hem anlamlı bir görev üstleniyoruz. Teşkilatta herkesin mücadele ettiği farklı alanların yanında siz trafikçi kardeşlerimize evlatlarımızı emanet ediyoruz. Sabah yedide 8 yaşındaki kızımı servise bindirdiğimde size emanet ettiğimi biliyorum. Sizler de kendi çocuklarınızı kendi arkadaşlarınıza emanet ediyorsunuz. Annemiz, babamız sevdiklerimiz, devlet büyüklerimiz hepsi size emanet. Her şeyiyle, büyük bir özveriyle, büyük bir mücadeleyle Avrupa standartlarını yakalama noktasındaki bu mücadelesini öyle veya böyle kazanmak zorundayız. Mücadele edersek kazanırız, denetlersek kazanırız, toplumumuzu eğitirsek kazanırız. 7 bin 500 tane insanımızı yok yere trafik kazalarında kaybetmek çok büyük maddi ve manevi kayıptır. Bir tarafta PKK ile askerimize, polislerimize, vatandaşlarımıza kurşun sıkan bu hain örgütle mücadele ederken, bir taraftan da yok yere kendi insanımızı kaybetmemize çok büyük bir mücadele vermek zorundayız. Ben emniyet teşkilatımıza inanıyorum ve güveniyorum. 3-3 buçuk yıldır sizlerle bu mücadeleyi paylaşıyor olmanın gururunu ve onurunu yaşıyorum. Aynı zamanda iyi eğitim ve toplumsal bilincin oluşmasına da hep beraber katkı yapıp vatandaşlarımızdan da trafik noktasında birbirine daha anlayışlı ve daha sabırlı bir anlayışı bekliyoruz. Vatandaşlarımızın 80 milyonundan bize yardımcı olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

"Emniyet kemeri takmayanlara cezanın en büyüğünü yazın"

Trafik kazalarıyla ilgili kendi başından geçen bir trafik kazasını anlatan Bennur Karaburun ise “Ben kendimden bahsetmek istiyorum, 1996 yılıydı çalıştığım firmanın bana verdiği araçla, o zamanlar tekstilciler için en iyi araç kartaldı. Her yere onunla gidiyordum. 30 Mayısta o gece annemle babama söz vermiştim onları yemeğe götürecektim, bu arada kendi işimi halletmeye çalışıyorum acele ediyorum derken bitirdim işlerimi ve hemen arabaya bindim, binmemle birlikte 3 kere emniyet kemerini çektim. Burada artık takdiri ilahi mi nasıl adlandırırsanız, maalesef ben kendimi koltuğa bağlayamadım. Acele ediyorum ve gideceğim yer de sadece 5 dakika uzaklıkta. Kırımızı ışıklar yandı, sağdan mı gitsem, soldan mı gitsem o kadar kararsız kaldım ki ikinci hata kararsızlığımdı, sağa döndüm birden bire ve bu arada yağmur yeni başladı yollar kaygan, kartalı da kullananlarınız varsa bilir arkası hemen savurur. Ben virajlı bir köprüden geçmek üzereyken o esnada kartal savrulmaya başladı, direksiyon kitlendi ve ben köprüden aşağı uçtum. Eğer emniyet kemeri takılı olsaydı çok daha farklı atlatacaktım kazayı çünkü başımı çarptım ve boynum kırıldı. Bu arada eminim Türk halkı çok yardımsever, bir an önce yardım etmek amacıyla ambulansı beklemediler beni karga tulumda çıkardılar boyunluk takılmadığı için boynum kırıldığında dolayı, her bir harekette kemik omuriliğimi çizdi ve yine iyi niyetle başka bir kartal aracı durdurmuşlar ve biz hızlı götürürüz diyerek kartalın arkasına beni yüklüyorlar. Tabi artık olan oluyor benim boynumun kırılmasıyla birlikte, omuriliğim kötü bir şekilde zedeleniyor. Biliyorum iyi niyet var, sabırsızlık var, her şeyin üstünde kader var ama onun haricinde bizim bütün güvenlik önemlerini kendimiz almamız gerekiyor. Tam 5 buçuk ay yoğun bakımda kaldım, çok ciddi şeyler yaşadım. Eğer önlemlerimizi almış olsaydık her şey çok daha farklı olabilirdi. Lütfen emniyet kemeri takmayanlara cezanın en büyüğünü yazın. Çünkü gerçekten hayatımıza mal oluyor. Çünkü sizler canların acımasına engel olmuş olacaksınız” diye konuştu.

Konular: genel,

Yorumlar