24.06.2020, 08:59

Güneş doğmaktan vazgeçmez...

İktisat bilimi insanların nasıl daha fazla gelir elde edebileceği ve elde ettiği bu gelirleri sayesinde de nasıl daha çok mal veya hizmet satın alarak refah seviyesini yükselteceğini bizlere açıklamaya çalışır. Bu şekilde iktisat biliminin çözmek için uğraş verdiği bu amacı doğrultusunda da kişilerin refah seviyelerinin belirlenmesinde baz alınan en temel ölçüt ise kişilerin sahip oldukları yıllık gelir düzeyleridir.

O zaman şimdi bu durumu ülke ekonomisinin geneli için düşünelim. Günümüzde ülkeler de tıpkı insanlar gibi daha fazla mal ve hizmet üretip böylelikle daha yüksek refah seviyesine erişmeyi kendilerine temel amaç edinmişlerdir. Dolayısı ile bu durumda nasıl ki kişilerin refah seviyelerini yıllık gelir düzeyleri üzerinden yorumlayabilme imkanına sahip isek aynı şekilde ülkelerin de refah seviyelerini ekonominin bütününün gelir düzeyi üzerinden yorumlayabilme imkanımız bulunmaktadır.

Bu şekilde ülke ekonomisinin genel faaliyet hacmini gözler önüne sererek gelir düzeyini bize sunan gösterge ise bir yıl içerisinde o ülkede üretilen tüm mal ve hizmetlerin toplam değerini ifade eden gayri safi yurtiçi hasıla düzeyidir. Nihayetinde gerek yazılı gerekse görsel basında en çok gördüğümüz iktisadi başlıklardan bir tanesi olan büyüme oranı da işte bu şekilde reel gayri safi yurtiçi hasıla düzeyinde meydana gelen yıllık artışı göstermektedir. Yani büyüme oranı bir yıldan diğer bir yıla ülkemizin sınırları içerisinde üretmiş olduğumuz toplam mal ve hizmet miktarının ne kadar artış yaşadığını böylece de ülkemizin refah seviyesinin nasıl bir seyir izlediğini bizlere sunar.

Tüm dünya ekonomilerinde olduğu gibi ülkemizin ekonomisinin toplam faaliyet hacmini yansıtan gayri safi yurtiçi hasıla düzeyi ise üretim, harcama ve gelir usulleri ile üç farklı yoldan hesaplanabiliyor ve üç sonuç da aynı yere çıkıyor. Yani gayri safi yurtiçi hasıla düzeyini toplam üretimin yanı sıra aynı zamanda toplam harcama ve toplam gelir olarak da tanımlayabilmemiz mümkündür.

Toplam harcama toplam üretime eşittir çünkü yapılan üretimi satın almıştır. Toplam üretim de toplam gelire eşittir çünkü yapılan üretimin sonucunda üretimin satışı kadar gelir elde edilmiştir. Ayrıca toplam harcama ile toplam gelir de eşittir çünkü üretimin alınması için yapılan toplam harcama mantıken üretimin satışı sonucunda elde edilen toplam gelire eşittir.

O zaman bu açıklama üzerinden de diyebiliriz ki bir yıldan diğer bir yıla ülkemizin sınırları içerisinde üretmiş olduğumuz toplam mal ve hizmet miktarının yani toplam üretimin ne kadar artış yaşadığını ifade eden büyüme oranı aynı şekilde toplam harcamada ve toplam gelirde yaşanan artış oranı olarak da izah edilebilir.

Toplam harcama ise adı üzerinde ilgili yılda ülkemizde üretilen toplam mal ve hizmet miktarını satın almak için yapılan harcamaları kapsamakta, özel sektör ve kamu sektörünün tüketim ve yatırım harcamaları ile ihracat kalemlerinin toplamından ithalat kaleminin çıkarılması ile hesaplanmaktadır. Dolayısı ile özel/kamu sektörlerinin tüketim ve yatırım harcamaları ve ihracat ne kadar artarsa büyüme oranımız o kadar yüksek olacak ithalatın artması ise bu yaşanan büyümeyi bir o kadar sınırlayacak demektir.

GSYİH=Toplam Harcama  = Özel/Kamu Tüketim Harcamaları

                                      + Özel/Kamu Yatırım Harcamaları

                                      + İhracat

                                     - İthalat

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2020 yılının 1. çeyreği verilerine göre Türkiye ekonomimiz 2019 yılının 1. çeyreğine göre toplamda %4,50 bir büyüme hızına erişmiş durumda. Yani ülke olarak anılan tarihler arasında mal ve hizmet üretimimizi ya da toplam harcamamızı temsilen söylüyorum 100 birimden 104.5 birime çıkarmışız. Bu oran büyüme patikasında dünya ülkelerine göre ülkemizin pozitif ayrışmasını sağlayacak kadar önemli.

Bu büyüme oranına harcamalar açısından baktığımızda ise özel/kamu tüketim harcamalarının %4,00, özel/kamu yatırım harcamalarının %4,90, ihracatın %-0,2 ve ithalatın ise -%4,1 düzeyinde bu gelişmeye katkı verdiğini görüyoruz. Yani yine temsilen söylüyorum özel/kamu tüketim harcamaları 100 birimden 104 birime, özel/kamu yatırım harcamaları 100 birimden 104.90 birime çıkarken, ihracat ise 100 birimden 98 birime düşmüş ayrıca ithalat ise 100 birimden 104.1 birime çıkmıştır. Nihayetinde böylece ekonominin genelinin toplam harcaması da 100 birimden 104.5 birime erişmiştir.  

2005-2010 yılları arasında %4,20 ve 2011-2019 yılları arasında %5,60 olan ülkemizin ekonomisinin ortalama büyüme hızının 2020-2022 döneminde ise %5 olması hedeflenmektedir. Böylece yılın ilk çeyreğine ilişkin gelen veriler bu görünümü destekler niteliktedir.

Her ne kadar yaşanan koronavirüs salgını kaynaklı olarak elbette ekonomimizin yılın ikinci çeyreğinin başında ve ortasında yani Nisan ve Mayıs aylarında olumsuz etkilenmesine rağmen Haziran ayına ilişkin ortaya çıkan öncü göstergeler bize bu olumsuz görünümün de ortadan yavaş yavaş kalmaya başladığını ve iktisadi güven noktasında iyileşmeye yönelik çok önemli sinyaller geldiğini söylüyor. Özellikle normalleşme takviminin kademe kademe hayata geçmesi ile iktisadi faaliyetin canlanması belirgin ölçüde artmaya da devam edecek.

Velhasıl yaşanan tüm bu gelişmeler bize ülkemizin dünya genelinde tıbbi olduğu kadar iktisadi olarak da yaşanan salgın dönemimi en az hasarla atlatan ülkelerden birisi olduğunu ifade etmektedir. Bu başarının temel sebepleri ise ülkemizin maddi gücü ne olursa olsun hiçbir insanımızı sahipsiz bırakmayan güçlü bir sağlık sistemine sahip olması, ekonomik olarak sağlam bir altyapısı bulunması, salgın sürecinin etkilerini bertaraf etmeye yönelik sosyal-iktidadi-tıbbi tedbirlerin tümünü zamanında güçlü bir şekilde alması ve böylece normalleşme sürecine yönelik adımları da takvim dahilinde uygulamaya başlamasıdır. Böylece Türkiye’nin sosyal-iktisadi ve siyasi olarak 2002 yılından itibaren kat ettiği mesafenin değeri koronavirüs salgını sürecinde yaşanan tecrübe ile bir kere daha ortaya çıkmış olmaktadır.

Elbette bu yazılanları görmezden gelen, yaşananları yok sayan, bırakın geçmişi daha dünü unutan, her konuda ülkemizi batı ile karşılaştıran, batıyı göklere çıkartan bizi ise yerin dibine sokan, batı karşısında bir o kadar ezik ancak sıra kendi halkına ve ülkesine gelince son derece küstah tavır takınanlar yok değil yani. Kendi ülkesine kendi insanına sağır, kör, lal ve hissiz olanlara ise ne yaparsanız yapın fayda etmez. He bunlar istiyor diye güneş de doğmaktan vazgeçmez yani.

Ama bu zihniyet anlamamak noktasında ısrar etse de biz dilimizin döndüğünde anlatmaya, gücümüzün yettiğince yazmaya devam edecek bu zihniyete de ülkemizin artık eski Türkiye olmadığını anlatmayı sürdürecek, yolumuza da kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü salgın sonrası dönemde siyasi ve iktisadi ilişkilerin yeniden şekillendiği dünya düzeninde Türkiye gerek altyapısı gerekse yetişmiş ve nitelikli insan kaynağı, gerekse yerli ve milli hedefleri ile bu dönemde en hazır ülke olarak adımını çoktan atmıştır.

Yorumlar (8)
cCc 2 hafta önce
Kalemine sağlık üstad. Yazılarının devamı gelsin hep.
Zafer 2 hafta önce
Yazı için teşekkürler. Elinize sağlık.
Turhan Yılmaz 2 hafta önce
Gokhanbeyin yazılarını zevkle okuyorum başarılarının devamını dilerim Allah yolunu açık eylesin.
Hamit Çepni 2 hafta önce
Harika. Çok bilgilendirici. Devamını bekliyoruz.
Tunç Gedikoğlu 2 hafta önce
Gökhan Bey müthişsiniz.
Yasemin 2 hafta önce
Sizin sayesinde her zaman dahada bilgileniyorum. Teşekkürler
DOLAPDERE_AYDINI 2 hafta önce
Bu kendi ülkesini beğenmeyen, batıya ise ağzı açık hayranlıklarla bakanlar ne millidir ne de yerlidir. Bunlar bu halkın inancına, tarihine, kültürüne saygılı değildir. Eline sağlık kardeşim çok güzel bir yazı olmuş yine. İlgi ile takip ediyoruz. Üsküdar'dan çokca selam ederim.
Dolapdereli Sabri 2 hafta önce
Çok mükemmel harika
26°
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 10 Temmuz 2020
İmsak 03:38
Güneş 05:34
Öğle 13:15
İkindi 17:13
Akşam 20:45
Yatsı 22:32
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 31 62
3. Sivasspor 31 54
4. Beşiktaş 31 53
5. Galatasaray 31 52
6. Alanyaspor 31 51
7. Fenerbahçe 31 50
8. Gaziantep FK 31 41
9. Göztepe 31 39
10. Antalyaspor 31 38
11. Kasımpaşa 31 36
12. Gençlerbirliği 31 33
13. Malatyaspor 31 32
14. Denizlispor 31 32
15. Çaykur Rizespor 31 32
16. Kayserispor 31 31
17. Konyaspor 31 30
18. Ankaragücü 31 26
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 34 92
2. Man City 34 69
3. Chelsea 34 60
4. Leicester City 34 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 34 52
7. Sheffield United 34 51
8. Arsenal 34 50
9. Tottenham 34 49
10. Burnley 34 49
11. Everton 34 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 34 43
14. Crystal Palace 34 42
15. Brighton 34 36
16. West Ham 34 31
17. Watford 34 31
18. Bournemouth 34 28
19. Aston Villa 34 27
20. Norwich City 34 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 35 76
3. Atletico Madrid 35 63
4. Sevilla 35 63
5. Villarreal 35 57
6. Getafe 35 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Valencia 35 50
9. Athletic Bilbao 35 48
10. Granada 34 47
11. Osasuna 35 45
12. Levante 35 43
13. Real Betis 35 41
14. Real Valladolid 35 39
15. Eibar 35 36
16. Celta de Vigo 35 36
17. Deportivo Alaves 34 35
18. Mallorca 35 32
19. Leganés 35 29
20. Espanyol 35 24