Allah, ev sahipliğinin hakkını veremeyen bizleri, misafirlikle imtihan etmesin

Abdurrahman Uzun

Allah, ev sahipliğinin hakkını veremeyen bizleri, misafirlikle imtihan etmesin

Sakarya'da yaşanan ve hangi suyla kirinin temizleneceğini bilmediğimiz bu kara lekenin detaylarını Hamburg'da yapılan G20 zirvesini takip ederken öğrendim.

Öğrendim ve utandım.
Utancımdan bir daha utandım.
İnsan utanmalı veya utanmayı bilmeli ama böyle bir utanmayı hangi dile, dine, ırka mensup insan kaldırabilir bilmiyorum.

Yazdığım her kelime basit ve anlamsız geliyor bana bu yazıyı yazarken. Çünkü hiçbir kelime utancımı ve mahcubiyetimi tam anlamıyla karşılamıyor.

G20 zirvesinde Dünya Kadınlarının istihdamı ve yaşam kalitelerinin arttırılması üzerine oturumların olduğu ve süslü kelimelerle çözümlerin ortaya koyulduğu bir günde bir kadın ahlaksızca, canice, vahşice katledilmişti.

Ülkelerinde yaşam hakları ellerinden alınan Suriyeli kardeşlerimiz (onlar bizim kardeşlerimiz ama biz onların kardeşi olmayı hak ediyor muyuz bilmiyorum) Ensar muhacir kavramlarını en iyi onlar bilir diyerek sığındılar bize.

Misafirperverlik kitabının ilmek ilmek işlendiği bu topraklara misafir oldular.

Bize “Ensar” olma şerefini verdiler. Ama biz o şerefe maalesef layık olamadık.

Aylardır bağıra bağıra gelen bir sürecin geldiği noktadayız artık.

Ne söylersek söyleyelim ne yazarsak yazalım sonuç değişmeyecek.

Yüreği merhametle dolu bir anneyi, Can paresi evladını ve karnındaki canını toprağa koyduk.

Mutlu musunuz, aylardır Suriyeli mülteciler üzerinden siyaset devşiren lümpen tipler?

Suriyeliler oy kullanacak, Suriyelilere devlet para dağıtıyor, onlara vatandaşlık verildi diye naralar atan İnsan görünümlü yaratıklar söyleyin mutlu musunuz?

Plajlarda oturamıyoruz, kiralık ev bulamıyoruz, sokaklarda yürüyemiyoruz diyerek kin ve nefret pompalayan okumuş(!), medeni(!), hayvan sever diye geçinen ruhsuz, kalpsiz, merhametsizler söyleyin mutlu musunuz?

“Bana ne Suriye'den, bize ne Suriyelilerden” diyen, “Gitsinler ülkelerine ve Öleceklerse ölsünler” diyen entel-dantel geçinen zevk ve rahatlık düşkünü utanmaz arlanmazlar söyleyin mutlu musunuz?

Alev Alatlı'nın dediği gibi "suç mahallinde yoktunuz ve hukuken suçlu değilsiniz”.

Doğru, ama Allah nazarında, insanlık vicdanında ve tarih sayfalarında suçlusunuz!

Yüreği dağlanan ve utanmayı bilen bizler belki suçlu değiliz ama bu işin sonundaki bu utanç bizimdir beyler.

Ve Allah'a Duam şudur ki;

Misafirperverliği başaramadığımız ve “Ensar” olma şerefini taşıyamadığımız şu kısa ömrümüzde bizleri misafir olmakla, “Muhacir” olmakla imtihan etme YA Rabbi.

Biz bu utançla misafir olmayı da beceremeyiz.

Kalın sağlıcakla

Yorumlar