Beklentiler örtüşmese de yola devam

Abdurrahman Uzun

Beklentiler örtüşmese de yola devam

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump’la yüz yüze gerçekleştireceği ilk görüşmenin seyri merak konusuydu. Trump, Beyaz Saray’da resmi törenle karşıladığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte önce Oval Ofis'e geçti. İki lider, 20 dakikalık görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Ardından 2 saat süren heyetler arası görüşme yapıldı.

ABD bildiğimiz gibi

Aslında Washington’daki buluşma, ev sahibi Trump açısından oldukça gergin bir zamanda gerçekleşti. ABD Başkanı’nın, FBI Direktörü Comey’i görevden alması ve onun[Comey] eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn hakkındaki tutanakları, gündeme bomba gibi düşmüştü.

FBI Direktörü James Comey

Diğer yandan Trump, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’a DAEŞ’le ilgili bilgi sızdırdığı iddiasıyla da eleştiri oklarının hedefindeydi. Resmi olarak Ocak ayında görevine başlamış olsa bile hala kendi ekibini kuramamıştı. Bir de tüm bunlara ek olarak, Amerikan medyası, Trump – Erdoğan görüşmesini sabote etmek için uğraşıyordu. ABD Başkanı, bu olumsuz gelişmelerin gölgesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geldi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov

İki liderin görüşmesi, Suriye ve Irak’taki gelişmeler çerçevesinde ele alındığında oldukça kritikti. Ancak iki tarafın beklentileri örtüşmedi. Çünkü ABD, Rakka operasyonunu YPG ile yapmaya kararlı. Geri adım atmıyor. Ancak YPG’ye ağır silah verirken, bu durumun Türkiye ile ikili ilişkilere vereceği zararı azaltmanın da yollarına bakıyor. Zira Washington yönetimi, bölgede Türkiye’den bağımsız etkin bir sonuç alınamayağını biliyor. Türkiye’nin stratejik önemi ortada. Bölgedeki istikrar açısından vazgeçilmez olduğu bir gerçek. Yine bu coğrafyadaki etnik ve kültürel yapıların korunmasını sağlayabilecek en önemli ülke konumunda. Ayrıca Türkiye’nin eli, saha içerisinde dengeleri değiştirecek hamleler yapabilecek güçte. (-ki yaptığını da gördük. Başarılı geçen Fırat Kalkanı operasyonu, Türkiye’nin hem sahada hem de masada güçlü bir aktör olmasına katkı sağlayan faktörler arasında.)

Erdoğan’dan PYD ve FETÖ vurgusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Trump’a nazaran uzun bir basın açıklaması yapması ve terör örgütleri PYD ile FETÖ’ye ilişkin iki temel istekte bulunması dikkat çekti.Yukarıda da belirttiğim gibi, PKK/ PYD terör örgütünün muhatap alınmasının kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurguladı. “PYD/YPG’nin muhatap alınması mutabakata uygun değil” dedi. Erdoğan, ‘terör örgütleriyle ayrım yapmadan mücadele edilmesi gerektiğinin' altını çizse de ABD, ‘iyi terörist- kötü terörist’ ayrımını yapmakta ısrarcı. Bildiğimiz üzere bir süredir PKK, ‘kötü teröristken’; onun Suriye’deki kolu PYD/YPG için akıl almaz şekilde ‘iyi terörist’ muamelesi yapılıyor. Bahanenin kılıfı da hazır. Amerika Birleşik Devletleri’nin Rakka operasyonu için kaybedecek zamanı bulunmuyor.

Erdoğan, Amerikan Başkanı’nın yanında, dünyanın odağındaki bir canlı yayında, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini doğrudan iletti. Erdoğan’ın ‘PYD ve FETÖ’nün terör örgütü olduğunu net şekilde söylemesi’, dünya liderine yakışır bir hareketti. Birleşmiş Milletler’de korkusuzca “Dünya 5’ten büyüktür” diye haykıran Cumhurbaşkanı, sözünü esirgemeyerek bir kez daha yanıltmamış oldu. Sadece bir konuda kararını,“kısmen” değiştirdi. Erdoğan, Trump’la bir araya gelmeden önceki seyahatinde “ABD’de yapacağımız görüşme virgül mesabesinde değil nokta mesabesinde olacak” demişti. Öyle olmadı. Askeri, ticari, ekonomik, savunma gibi tüm alanlardaki artılar-eksiler gözden geçirildi. Ve ikili ilişkilerde nokta yerine bir kez daha virgül konuldu.

"ABD’nin YPG’ye desteğine rağmen ilişkilerde yola devam" denildi. Kısaca yorumlamak gerekirse Erdoğan – Trump görüşmesinde iki tarafın beklentileri pek örtüşmese de buluşma genel çerçevede olumluydu.

Yetmez ama evet

PKK konusunda istihbarat paylaşımının artması ve Türkiye’nin güvenliği adına işbirliği konuları da gündeme geldi. Ancak mevcut durum, bu coğrafyadaki en güçlü ülke konumunda bulunan Türkiye’yi tatmin etmiş gözükmüyor.

Ankara, yıllardır Amerikan Başkanları tarafından zikredilen ve artık bir klasik haline gelen “Terörle mücadele konusunda Türk halkının yanındayız” cümlesinden bıktı. Artık çok daha etkin bir adım ve somut bir tavır bekleniyor. Kongre onayı beklenen silahlı İHA’lar, yeni nesil savaş uçakları, 109 Skorsky helikopter, hedefe direkt isabet eden ve sivil kaybı azaltan akıllı mühimmatlar…

Türkiye’nin ağzına çalınan bir parmak bal misali... Ancak görüşmenin en önemli sonuçlarından biri, Türkiye’nin beklediği siparişlerin onayı ve gönderim sürecinin hızlanması için atılacak adımlar oldu.

Amerikan yönetiminin, YPG’yi silahlandırmak konusunda geri adım atmaması, Birleşik Devletler’de başkan değişse de devlet politikasının değişmesinin pek de mümkün olmadığını, bir başka deyişle Obama yönetiminden kalan iç dengelerin korunduğunu ortaya koydu. ABD, Suriye’deki yol haritasını değiştirmeyeceğini bir kez daha gösterdi.

İlginç bir detay; basın toplantısı sonrasında gerçekleşen ve 2 saat süren heyetler arası görüşmede de Erdoğan ısrarla FETÖ lideri Gülen’in, Trump ise Türkiye'de kasım ayından bu yana FETÖ'den tutuklu olan Papaz Andrew Brunson’ın iadesini istedi. Değinilir mi diye merak edilen göçmen konusuna ise girilmedi.

Rus kozu

Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye giderken yaptığı “YPG’ye destek vermeyi sürdüreceğiz” şeklindeki açıklama, kafa yorulması gereken konulardan biri. Rus lider bir anlamda, “benim üzerimden pazarlık yapmayın” uyarısında bulundu. Son aylarda Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmaya başlamasına da mesafe koyabileceğini gösterdi. Görünen o ki Rusya, ABD gibi aleni şekilde yani yasal, parlamentodan onaylı biçimde destek vermese de son dönemde ortaya çıkan fotoğraflarında kanıtladığı gibi PYD’den desteğini çekmiyor.

Peki ya Rakka sonrası?

Rakka operasyonu sonrası ne olacağı merak konusu. PYD, Rakka sonrasında Amerikan desteği görmeye devam edecek mi? Yoksa terör örgütü giderek zayıflayacak mı? Türkiye, Irak konusunda Amerikan tarafından ne gibi destek alabilecek? Terör örgütü PYD/ YPG’ye verilen silahların PKK’nın eline geçmesi ve namluların Türkiye’ye çevrilmesi ihtimali konusunda neler yapılacak? Diğer taraftan PKK, gelecek planları adına hangi adımları atacak?

Terör örgütü, yerleşik düzenine Kandil’de devam mı edecek yoksa yeni Kandil’ler bularak tamamen yer mi değiştirecek? İran’ın desteği ne olacak? Ve bunun gibi sorulması gereken onlarca soru daha. Uzun vadede ikili ilişkileri, zamanın ruhunu ve gidişatı doğru okumak, belki de bu coğrafyanın önümüzdeki 100 yılını belirleyecek.

Kısa vadede ise gözler şimdiden önümüzdeki haftaya çevrilmiş durumda. Malum 24-25 Mayıs’ta Brüksel’de NATO Zirvesi yapılacak. Hem Suriye ve Irak konusunda gelişme yaşanıp yaşanmayacağı hem de AB yetkilileriyle bir araya gelecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaklaşımı şimdiden merak konusu.

Yorumlar

  • Kaleminize sağlık . Böyle yazmış olduğunuz yazılaŕızı ileride bir kitap halinde toplamanız en büyük dileğimdir. Savaş çelik