Çocuklarına can-ı gönülden inanan bir babanın  ve iki genç kızın müthiş başarı öyküsü: DANGAL

Zelikız

Çocuklarına can-ı gönülden inanan bir babanın ve iki genç kızın müthiş başarı öyküsü: DANGAL

Hindistan… Bambaşka bir ülke, bambaşka bir toplum… Ama bütün Doğu toplumları gibi birbirine, velhasıl bize benzer yanları da çok elbette. Kızların; erkeklerin yaptığı birçok işi yapmasına pek hoş bakılmıyor mesela. Kadınsan, yerin baştan belli. Senin temel vazifen eş olmak, anne olmak, evinde, kocanın dizinin dibinde oturmak…

Tamam, eyvallah da ya yüreğinde bambaşka ateşler yananlar ne yapacak? Ya yüce Mevla’nın sanat yeteneğiyle, spor becerisiyle donattıkları, Allah’ın özel lütuflarına mazhar olanlar? Onlar da mı erkeklerin gölgesinde kalmak zorunda? Yerini, sırasını bilip susmak mıdır kadının her daim payı?

İşte bu soruya, muhteşem cevap veren bir film izledim geçtiğimiz hafta. Hint sinemasıyla yani Bollywood’la ilk tanışmam Slumdog Millionaire ile olmuştu. Samimi üslubundan konusuna, müziklerinden oyunculuklarına hayran bırakmıştı beni kendisine Jamal Malik’in Hint Kim 500 Milyar İster’indeki muazzam başarı öyküsü.

Açıkçası derin bir sempatim oluşmuştu Hint sinemasına, Hindistan’a. Allah nasip eder de bir gün gidebilirsem o topraklara, gördüklerimi sizlerle de paylaşırım elbette her zamanki gibi büyük bir mutlulukla. Nasip diyelim… Dönelim bu haftaki yazıma konu olan muhteşem film Dangal’a…

Evin reisi baba Mahavir Singh Phogat yani adeta bir oyunculuk gösterisi yapan ve bu film için tam 35 kilo olan Aamir Khan ülkesinde altın madalya almış bir güreşçidir ve eşinden her hamile kalışında, kendisi gibi güreşçi olarak yetiştirmek için bir erkek evlat beklemektedir. Ama türlü türlüdür kurban olduğum Rabbimin cilveleri ve erkek evlat yerine hep kız çocuklar verir bizim Mahavir’e.

Derken vakit geçer, kader ağlarını örer ve baba Mahavir kızlarının kanında güreşmek, güreşçilik ruhu olduğunu bir vesileyle fark eder. Başlar Geeta ve Babita’yı bizzat eğitmeye. Ne mahalle baskısı dinler, ne etrafın kınayan bakışlarını, ne de dedikodu yüklü fısıltıları…

Bir kere inanmıştır o kızlarına ve ülkesini temsil edecek, Hindistan’a tarihte ilk defa bu iki kız çocuğu uluslararası altın madalya getirecektir. Filmin bütün hikayesini ince ince anlatıp henüz seyretmemiş olanlar için elbette işin büyüsünü kaçırmayacağım.

Fakat şu kadarını söylemezsem de olmaz dostlar; büyük kızı Geeta babasından aldığı taktiklere 2010 İngiliz Milletler Topluluğu oyunlarında, güreşte tarihin ilk altın madalyasını kazandırır Hindistan’a. Kardeşi Babita da gümüş madalya alır. Ve otuza yakın madalya kazandırırlar ülkelerine spor hayatları boyunca.

Sözün özü ben de müzikal yolculuğuna ailesinden gizli başlamış biriyim. O yüzden de Geeta ve Babita’nın halet-i ruhiyelerini en derinden, bizzat kendi hayatımdan bilirim. Bakın o iki kıza inanan bir babanın desteğiyle o iki kız çocuğu Hindistan’ın en büyük gururu oldular. Binlerce şükür Rabbime ki bana da nasip etti genç yaşımda ülkemi yurt dışında temsil etmeyi.

O yüzden haddim olmayarak naçizane tavsiyem elbette önce iyi bir eş, iyi bir anne olmak üzere yetiştiriniz evlatlarınızı ama aralarından özel yeteneklere sahip olanlar çıkarsa, desteğinizi esirgemeyin onlardan. Kim bilir bir bakarsınız günün birinde, dünyanın bambaşka bir köşesinde ülkenizin şarkılarını söylerler kendi dillerinde. Kim bilir…

Zelikız

Yorumlar

  • bazı yanlış tabiler kulanmışsınız , Tövbe haşa Rabbimiz cilve mi yapıyor, dikkat ederseniz daha iyi olur , iyi günler xea