İnsanlığın son dramı ARAKAN…

Devletsiz, vatansız, kimliksiz kaldılar... Bu da yetmedi, yaşamaya hakları yokmuşçasına katliama maruz bırakıldılar... Kurşuna dizildi, öldürüldü, etnik temizliğe mahkum edildiler. İşkence gördü, tecavüz edildi, insanlık dışı her türlü muameleyi gördüler... Her şeye rağmen hayatta kalabilenler ise sürgün edildiler... Onlar Arakan Müslümanları olarak bilinen Rohingyalar. Bu dünyanın üvey evlatları...

Son dönemde Müslümanlar üzerindeki oyunların arttığı aşikardı. Halkları parçalayıp yönetebilmeye yönelik iç savaşlar, zulüm, şiddet, İslam karşıtlığı had safhada. Ne yazıktır ki tüm coğrafyalara yayılmış durumda bu nefret. Son olarak Myanmar’daki bu insani dramla sarsıldık. Aslında yeni değil, 2011’den bu yana sürüyordu zulüm. Bir yanda ordu, diğer tarafta aşırı milliyetçi Budistler rahat bırakmadı oradaki gariban Müslüman insanları. Ne kimlikleri olabildi ne de bir vatanları. Resmen yeryüzünde yok hükmündeydiler. Myanmar’ın Arakan eyaletinde yıllardır on binlerce Müslümanı gözlerini kırpmadan katlettiler. Yüz binlercesi sürgün edildi. Arakan eyaletinde kalanların halleri ise içler acısı. Ne zulüm bitti ne şiddet. Çocuk, yaşlı, kadın erkek demeden, kurşuna dizildiler, kaçanlar ise işkence gördüler. İnsan olmaktan utandığımız görüntülerle bizleri baş başa bıraktılar.

Birleşmiş Milletler her zamanki gibi uyduruk bir insani felakete karşı itidal çağrısı yapmakla yetindi. Her zaman yaptığını yapıp, dünyanın dikkatini başka yere çekerek durumu geçiştirebileceğini sandı. Karşısında Erdoğan gibi bir lider olduğunu ve Türkiye’nin artık bu numaraları yutmadığını unuttu. Oysa Türkiye hep tek başına bırakılsa da susmazdı. Hz. Ali’nin sözündeki gibi yaşanan bu zulmü dünyaya duyurmakta kararlıydı. İnsanlık dramının şiddeti arttıkça bizim de sesimiz daha güçlü ve kendimizden emin çıkar oldu.

Dönüp bakın geçmişe. Türkiye nerede bir mazlumu yalnız bırakmıştı ki, şimdi bıraksın. Dünyanın dört bir yanında yardıma muhtaç insanların imdadına yetişen Türkiye, Arakanlı Müslümanları da unutmadı. TİKA’sı, AFAD’ı, Kızılay’ı ile çığlığa yanıt verdi, zulme uğrayan yalnızların yakını oldu.

Gurur duymak hakkımız. Bosna’dan Irak’a, Filistin’den Suriye’ye, Libya’dan Kenya’ya, Afganistan’dan Doğu Türkistan’a Sudan’dan Myanmar’a dünya üzerinde nereden yardım istenirse hayır demeden Müslüman kardeşlerimize destek olmak için tüm imkanlarını seferber eden bir ülke Türkiye. Yine tüm dünya üç maymunu oynarken tek başına herkesin karşısına cesurca dikildi, yine “iyi ki varsın” dedirtti.

Açıklamalar peşi sıra geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Myanmar’da yaşananları 19 Eylül’de New York’ta yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na taşıyacağını söyledi. Emine Erdoğan Bangladeş’e sığınan Rohingyaların (Arakan Müslümanlarının) kamplarını ziyaret edeceğini belirtti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da beraberindeki heyetle Myanmar’a gideceğini açıkladı.

Yalnız değilsiniz Rohingyalar. Yaşam mücadeleniz, mücadelemizdir. Dünyanın neresinde olursa olsun, attığınız çığlığı duyan, zulme sessiz kalmayan bir ülke var burada. Dertlere derman, yaraya merhem, ümitsizlere cansuyu olan, ezilenlere el veren, vahşete direnen bir ülke var. Geçmişindeki asil kanı unutmayan, her zaman sağduyusu, hoşgörüsü ve misafirperverliğiyle Müslüman aleminin gözbebeği olan bir ülke var. Dünyanın her yerine uzanan, gittiği coğrafyalara yardım taşıyan Türkiye, bilin ki bugün de yanınızda, size üvey evlat muamelesi yapanların dimdik karşısında. Dün de bu böyleydi, şimdi de öyle. Çünkü Dünya, 5’ten büyük. Türkiye’nin merhameti hepsinden büyük.

Yorumlar