ÖZEL HABER

Emrah Eren: "Trabzonspor tutkum kursağımda kaldı"

Süper lig takımlarından Aytemiz Alanyaspor'da yardımcı hocalık yapan Trabzonspor'un eski oyuncularından Emrah Eren, futbolculuk serüvenini, hayal kırıklıklarını ve hedeflerini editörlerimizden Elif Neslihan Sağır'a anlattı.

Emrah Eren: "Trabzonspor tutkum kursağımda kaldı"
Cesareti, hırsı, azmi ve savaşan adam kimliği ile Trabzonspor'da 2,5 sezon top koşturan eski futbolcu, Emrah Eren, “Bordo- Mavili takıma 10 senemi feda edecek heyecanım varken, hevesimi kursağımda bıraktılar" diyor.

Futbolculuk yıllarında savaşçı kimliği ile tanınan ve kulüplerin vazgeçilmez sağ beki olarak bilinen İstanbullu Emrah Eren, 34 numaralı bordo-mavi renkli formasıyla Hüseyin Avni Aker Stadyumu’nda unutulmaz başarılara imza atmış bir isim… Takım olmayı, kulübüne sahip çıkmayı, bulunduğu yeri benimsemeyi iyi bilen mücadeleci oyuncu, yokluktan varlığa doğru ilerleyen hayat yolculuğuna İstanbul takımları ile başlamış. Yoksul ama mutlu bir ailenin tek erkek çocuğu olan Emrah Eren, içindeki futbolculuk tutkusunu her ne kadar aşığı olduğu bordo-mavi renklerin içinde sonlandırmak istese de yaşanılan olumsuzluklar onu erken yaşta Trabzonspor’dan koparmış.

2003-2006 yılları arasında  bordo-mavili takımda top koşturan ve 36 yaşında Akhisar Belediyespor’da futbola veda eden Emrah Eren ile 20 yıla yakın süren profesyonel futbolculuk hikâyesini ve yaşadıklarını Beşiktaş’ın en özel mekânlarından Beşiktaş Kahvesi’nde kendisinden dinledik. Bir yandan kahvelerimizi yudumladık bir yandan da tabiri caizse savaşçı Emrah’ın içini açtık…

Nasıl bir ailede yetiştiniz, hayallerinizde futbolcu olmak var mıydı?
Hayır, hayallerimde futbolcu olmak yoktu.  İki çocuklu ve mutlu bir ailede yetiştim. Annem ve babam ellerinden gelen her türlü imkânı bize sağladılar ki maddi imkânları oldukça kısıtlıydı. Kaba tabiri ile giymeye ayakkabı bulamadığım zamanlarım oldu.



Yani, futbolculuk serüveniniz zor şartlar altında başladı?
Kesinlikle… Alt yapı eğitimimi Gaziosmanpaşaspor’da aldım. Antrenmanlarda giymek için A takımda oynayan ağabeylerimizin idman ayakkabılarını alır ve içlerine pamuk doldururdum.  İlk kot pantolonu ise 16 yaşımda genç milli takımdan kazandığım para ile alıp giydim.  Şimdi Allah’a şükürler olsun ki futbol sayesinde her şeye uzanabiliyorum. 
 
O yaşta genç milli takımda olmak büyük ayrıcalık… Sanırım şans size böylece gülmüş oldu?
Öyle oldu. Gaziosmanpaşaspor’dan genç milli takıma gittim. Bir çocuk için diğerlerinden farklı olduğunuzun göstergesi o yaşlarda genç milli takıma gidebilmenizdi.  Oraya gittikten sonra artık sizi bütün kulüpler izlemeye başlıyor.  Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray beni alt yapılarına istedi ama ben İstanbulspor’u tercih ettim. Daha sonra 20 milyara 16 yaşımda Adanaspor’a transfer oldum. 1995-1996 sezonuydu... 16 yaşındaki çocuğa 20 milyar bonservis nasıl verilir? Diye insanlar konuşmaya başladı. Türkiye’de adeta kıyamet koptu diyebilirim. O zamanlar bu rakam müthiş bir paraydı. Adanaspor’da 17 yaşında iyi bir çıkış yakaladım ve çok verimli bir sezon geçirdim.

"Keşke Galatasaray’ı tercih etmeseydim"

Futbol hayatınız boyunca yaptığınız en büyük hata ne oldu?
Adanaspor’da oynarken Galatasaray ve Trabzonspor beni transfer etmek istedi. Sarı –Kırmızılı takımı tercih ederek hayatımın en büyük hatasını yaptım.

Sarı-Kırmızılı takımda mutlu olmadınız mı?
20 yaşımda çok büyük hayallerle Galatasaray’a gittim. Üç şampiyonluk yaşamış kadrosu oturmuş bir takım ve oynadığım bölgede Ümit Davala, Fatih Akyel, Okan Buruk gibi oyuncular vardı. Yani böyle bir kadronun içinde bana sıra gelmesi için oturup beklemem gerekiyordu.  Hırslı ve istekli bir oyuncu olduğum için benim de beklemeye tahammülüm yoktu. En verimli zamanlarımı bu Galatasaray bile olsa bekleyerek geçirmek istemiyordum. Çok büyük ümitler beslemişken çok fazla gelgitler yaşadım, büyük sıkıntılardan geçtim.  Galatasaray’da forma şansı bulamadım. Birçok futbolcu bu kulübe gelmek için can atarken, oynamasam bile bu kulübün bünyesinde olayım diye düşünürken ben Fatih Terim’in yanına gittim ve dedim ki, “Ben gitmek istiyorum.” Çok şaşırdı ve bana, “20 yaşında buradasın ve oynamıyorum diye sıkıntı mı yapıyorsun.” Ben de hocaya karakterimin bu olduğunu söyledim. 2002-2003 sezonunda Galatasaray benimle yeniden sözleşme yenilemek istedi, kabul etmedim ve Kocaelispor’la anlaştım. İyi ki de gitmişim…
 
Biz seni 34 numaranla sevdik
 
Peki, Trabzonspor’la yolunuz nasıl kesişti?
Kocaelispor’da unutulmaz bir sezon geçirdim. Bu defa Trabzonspor ve Fenerbahçe beni transfer etmek istedi. Fenerbahçe’ye, Galatasaray’da yaşadığım olumsuz tecrübeden dolayı gitmek istemiyordum. Trabzonspor’da eski oynamış ağabeylerim ise bana, “Trabzon’a gitme. Öyle bir seyirci var ki mağlup oldun mu dışarı çıkamazsın” diyordu.  Onları dinlemedim ve hayatımın takımına imza attım. Sadece 34 numaralı forma giymek istediğimi belirttim. Kulüp, taraftarlardan tepki alabileceğimi söyledi fakat ben yine de 34 numaralı formayı sırtıma giydim. Taraftarlardan kulübe mailler geliyordu, “Emrah’ı seviyoruz ama forma numarasını değiştirsin.” Daha sonra aynı taraftarlar statta pankart açtılar, “Biz seni o forma numaranla seviyoruz” diye.

Bir çok kulüpte futbolculuk yaptınız. Sizin için yeri ayrı olan bir kulüp var mı, yoksa hepsi aynı mı?
Oynadığım takımların hepsine saygı duyuyorum. Hepsinde iyi kötü, başarılı sıkıntılı zamanlarım geçti fakat benim gönlümde Trabzonspor’un yeri çok ayrıdır.
 


"Trabzonspor’dan koparıldım"

Trabzonspor’da 2,5 sezon top oynadınız ve ayrıldınız. Gönlünüzde ayrı bir yeri olan kulüpten neden bu kadar erken koptunuz?
Trabzonspor’dan ayrılmak zorunda kaldım… Ben o sezon 42 maçta 90 dakika oynadım. Belki de ligde en fazla top koşturan oyuncu bendim. İsimlerini vermek istemiyorum iki yönetici büyüğümüz kulüp içinde bana çok farklı davranıyor ve sıkıntı yaşatıyorlardı. Galatasaray başta olmak üzere birçok kulüp beni transfer etmek istiyor fakat ben gitmek istemiyordum. İşte bu iki yönetici benim Teknik Direktör Halilhodziç ile kavga edip Trabzonspor’dan ayrılmamın sebebidir.

O iki yönetici yüzünden mi Galatasaray’a ikinci kez imza atmak için İstanbul’a gittiniz?
Evet… Kalbimi çok kırdılar. Amaçları neydi ne yapmaya çalışıyorlardı anlamadım. Bazen aklıma geliyor da hâlâ anlam veremiyorum. Menajerim bana, “ Sen bu kadar emek verdin ama bunların sana karşı tutumları kabul edilebilir bir şey değil, ben gidip teklif veren kulüplerle görüşeceğim” dedi. İnanın 20 dakikada ben Trabzonspor’dan istediğim paranın çok daha fazlasını Galatasaray’dan aldım ama imza atmadım. Çünkü hâlâ içimde belki Trabzonspor’la ilgili bir gelişme olur da kalırım ümidi vardı.  Galatasaray’a imza atacağım duyulunca Trabzonspor’dan herkes beni aramaya başladı. Televizyonlar alt yazı geçti. Trabzonsporlu yöneticiler, “Emrah sen ne yaptın?” diye bana sorduklarında ise onlara iki yöneticinin bana karşı olan tutumlarından bahsettim.
 
İlk kez sözümü tutmadım

Sizi imza atmaktan vazgeçiren kişi kim oldu?
Ertesi gün Galatasaray’a saat dört gibi imza atacaktım.  Trabzonsporlu yönetici Murat Bozoğlu beni aradı ve ‘Sende birazcık hakkım varsa Galatasaray’a imza atma. Brezilyadayım oyuncu seyrediyorum geleceğim. Seni Trabzonspor için ikna edemezsem gider imzanı atarsın’ dedi. İmza saati geldi Murat Bozoğlu gelmedi. Biz de Galatasaraylı yöneticileri oyalıyoruz, ‘Trafik var beş gibi atalım imzayı’ diyoruz.  Sonuç olarak Murat ağabey geldi ve ben de kırgınlığım ayrılma nedenimi anlattım.. O iki yöneticiyi aradı bir şekilde anlaştık ve Galatasaray Kulübünü aradık ve Trabzonspor’a yeniden döneceğimi söyledik. Tabi ben bir anlamda da yalancı durumuna düştüm. Hayatımda söz verip tutmadığım tek şey Galatasaray’a atmadığım imzamdır.

Trabzonspor’a yeniden döndükten sonra mutlu oldunuz mu?
Oldum, güzel zamanlar geçirdim… Adeta bayram havası yaşandı orada…

 
"Halilhodziç'e tavrım netti"

Bir idman sabahı teknik adam Halilhodziç ile futbolcuları taraftarın ve basının önüne attığı gerekçesi ile tokalaşmadınız. Yine olsa aynı şeyi yapar mıydınız?

Kesinlikle yapardım. Halilhodziç ile sorun yaşamama neden olan kişiler yine o yöneticilerdi. Halilhodziç henüz takıma yeni gelmiş ve bizleri tanımıyordu. İlk gün toplantı yaptı. Takımdan birkaç isim saydı ben de dahil… Ve benimle konuşmasını, “Bir sağ bek için çok süratlisin, çabuksun, teknik kapasiten çok iyi…” şeklinde sürdürdü.  Ben kendi kendime dedim ki, “Kesin beğendiği oyuncularla konuşuyor.” Anlattı… Anlattı…  Ve “Ama aradığım oyuncu sen değilsin, seninle kendini düzeltmezsen devre arası yollarımızı ayırırız” dedi. Şok oldum…  Maç yapıyoruz, gol yiyoruz benle alâkası yok beni suçluyor. Bir hafta dizimden sakatlandım. Takım toplandı Diyarbakır’a gitti deplasmana, bende basın toplantısını televizyondan izliyorum. Halilhodziç diyor ki; “Burada sigara içen oyuncular var.  Bunlar bana idmanda yorgunuz diyorlar ama iş para almaya geldi mi bankaya koşarak gidiyorlar.  Aramızda yalancı futbolcular da var.” Bu şekilde konuşarak bizi resmen basının ve taraftarın önüne attı. Kendini kurtarmak için olmayan şeyleri söyledi. Maç sonu yapması gereken konuşma bu olmamalıydı.

Tokalaşma mevzu sonrasında mı yaşandı?
Evet… Bizi yalancılıkla suçlaması çok kötüydü. Onların ülkesinde adetmiş, herkes tokalaşırmış. İdmana çıktık yine bir tokalaşma merasiminde elini sıkmadım.   “Bu oyuncu neden bana selam vermedi?” diye tercümanına sordu. Ben de “İstediği selamsa, selâmun aleykûm” dedim. Durdu, bana baktı. “Tamam. Bana bu cevabı Emrah verdi yine ondan cevap bekliyorum. Niye elimi sıkmadın?” Ben de dün yaptığı konuşmanın çok yanlış olduğunu ve bizi yalancılıkla suçladığını söyledim.  “Hangimiz yalan söylüyorsak ya burada isim vereceksin ya da ben sana bir daha selam vermem, saygı da duymam” dedim. O da sezon  sonu açıklayacağını belirtti. Ben bunu kabul etmedim ve burada açıklamasını söyledim.  Bu şekilde bir sorun yaşadık…

Erken veda etmek zorunda kaldım
 
Sonra da Trabzonspor’dan ayrıldınız mı?
Aynen öyle oldu. Ben sezon başı Galatasaray’a gidecekken bu yaşananlardan sonra mecburen Malatyaspor’a gittim. En az 10 sene Trabzonspor’a hizmet edebilecekken bunun önüne geçtiler. O hevesim adeta kursağımda takılı kaldı. Kaderimiz böyleymiş. Trabzonspor’a hizmet etme isteğim ve tutkum 2,5 yılla sınırlı kaldı.



Futbolculuk yıllarınızı özlüyor musunuz?
Futbol oynamayı değil ama Trabzonspor’da oynamayı ve o formayı giymeyi çok özlüyorum.

Akhisardan ayrıldıktan sonra neler yaptınız?
Akhisar benim kulüpte görev almamı çok istedi fakat ben dinlenmek istediğimi söyleyerek ayrıldım.  İki sene dinlendim ve B diploması aldım. Bu aldığımız diploma ile sadece alt yapı çalıştırabiliyorsunuz. Bir sene dinlenip daha sonra A diploması ile A takıma devam ediyorsunuz.

Trabzonspor’dan bir görev çağrısı gelse bu davete nasıl bakarsınız?
Açıkçası şu anda Trabzonspor’un alt yapısından da teklif gelse kabul etmem.. Bir gün oraya gittiğimde hazır olmam lazım. Hazır olayım ki başarısız olmayayım. Tek korkum Trabzonspor’da görev alıp başarısız olmaktır.

Bir oyuncu için futbol yaşantısının en zor ve riskli dönemi hangisi?
Sakatlıkla mücadele ettiği dönemdir. Ben de bu süreçten geçtim. Giresunspor’a transfer oldum ve büyük bir sakatlık yaşadım. Ne kadar iyi futbolcu olsanız bile sakatlandıktan sonra tabiri caizse piyasanız düşüyor. O sizi çok isteyen takımlar artık, ‘Gel bir deneyelim’ diyor.

Futbolculuk yıllarınızda ‘savaşçı’ kimliğinizle hep ön plandaydınız? Saha dışında da bu kimliğe sahip misiniz?
Akrep burcuyum ve fazlasıyla hırslı biriyim. Kaybetmeye tahammülüm yok. Dışarıda değil ama saha içinde sonuna kadar hırslı ve savaşçıyım.



Eşimi arabamla tavladım

Futbolun dışına çıkalım biraz… Eşinizle nasıl tanıştınız, aşk evliliğimiydi?
Eşim benim çocukluk aşkım diyebilirim. Aynı mahalledeydik ama o beni tanımazdı. Bense onu hep göz hapsinde tutardım. İstanbulspor’a ilk gittiğimde kendime Şahin marka bir araba aldım. Eşimin de sabahları servise binerek okula gittiğini biliyorum.  Kendimi ona göstermek istiyorum ama arabam var onu daha çok göstermek istiyorum. Bir sabah 20 metre aşağıdan yürüyen eşimin yanına sırf görmesi için arabamla gittim ve önünde durdum. Arabayla beni görünce şaşırdı. Onu durdurdum ve dedim ki, “Okul dönüşü seninle bir şey konuşmak istiyorum.” 17 yaşımda bu kararı verdim ve ona evlenmek istediğimi söyledim. O da şaşırdı… Bir süre sonra kabul etti. Adana’da oynadığım zamanlarda idmandan çıkar İstanbul’a eşimi görmeye gelirdim. Öyle bir aşkla başladık…

En çok hangi teknik adamı beğeniyorsunuz?
Saffet Susiç
Çalıştığınız en kötü teknik adam?
Vahid Halilhodziç
En sevdiğiniz renkler?
Lacivert
En sevdiğiniz yemek?
Beyaz lahana sarması
Karadeniz sizin için ne demek?
Şehir boyu deniz demek, bereket demek…
 
 
Röportaj: Elif Neslihan SAĞIR

Fotoğraf: Taylan SÜTLÜ
 
 
Kaynak: Bordo Mavi Life Dergisi
 
 
 
 

Konular: Emrah Eren Trabzonspor Galatasaray, AytemizAlanyaspor,

Yorumlar

  • En az 40 yaşına kadar oynayabilirdi Seyretmekten büyük keyif aldıgım nadir oyunculardan biriydi. Şimdi yorumculuk yapıyor Sevgiler Emrah ERen Ceyhun Aydoğan
  • Futbol hayatını çok üst seviye takımlarda oynayarak geçirebilecek kapasitesi varken büyük takımlarda uzun süre oynamadı Mükemmel adam geçer mükemmel asistler yapardı Kariyeri çoğu zaman kalitesinin altında kaldı Belki de kişisel hataları oldu Ama tartışmasız büyük oyuncuydu Cem Günay
  • Ne Fatih Tekke gibi golcü ne Yattara gibi oyuncu ne de senin gibi sağ bek gelmedi. O dönemdeki takımdan keyif aldığım kadar iyi Trabzonspor hiç seyretmedim Ts Tuncay