ÖZEL HABER

Pakistan'da neler oluyor?

Kaynağı açıklanamayan muazzam bir servet mi, yoksa darbe girişimi mi?

Pakistan'da neler oluyor?

Ülke tarihine adı ‘en başarılı siyasetçi’ olarak geçen Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, geçtiğimiz günlerde görevden uzaklaştırıldı. Panama belgelerine dayanan yolsuzluk iddialarına ilişkin Şerif'in dürüst davranmaması gerekçe gösterildi. Görevden azledilmesi yönünde karar alınan Başbakan Şerif ise istifa ettiğini açıkladı. 

İstifanın görünen yüzü

28 Temmuz itibarıyla kamu görevinden men edilen Navaz Şerif’in 2013’te 3. kez başbakan seçilmeden önce malvarlığına ilişkin beyanda bulunurken yalan söylediği, yurtdışındaki bazı varlıklarını gizlediği (özellikle Londra’daki taşınmazlarını listede belirtmediği) öne sürülüyor. Bunlara ek olarak Pakistan başbakanlığı sırasında yasal olmamasına karşın Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki bir şirketten yüklü gelir elde ettiği iddia ediliyor.

Navaz Şerif ve oğlu Hüseyin Navaz, Panama Belgeleri'nde adlarının geçmesinden sonra iddiaları reddetmiş, oğul Hüseyin yaptığı açıklamada, offshore şirketlere sahip olduğunu kabul etmiş ancak yurtdışındaki işlerinde kazanılan paranın yasal olduğunu savunmuştu. İstifanın görünen yüzü işte böyle. Ancak büyük fotoğrafa bakmak gerekiyor. Navaz Şerif’in ordu ile arasının hiçbir zaman iyi olmadığı bilinen bir gerçek. Ordu üzerindeki sivil üstünlüğün şart olduğunu söyleyen bir isim Şerif. Arka planda, Pakistan’ın son yıllardaki ivmesinin göz önünde bulundurulması gerekiyor.

Sürgünden iktidara uzanan yol

1997'de General Pervez Müşerref tarafından kansız bir darbeyle devrilerek müebbet hapis cezasına çarptırılan ve yedi yıl sürgünde kalan Navaz Şerif, yılmadı. Sonu gelmeyen yolsuzluk suçlamaları, popülerliğini ve kendisine verilen desteği zaman zaman kaybetmesi, hapsedilmekten, sürgüne gönderilmekten ve askeri darbeyle devrilmesi onu yıkmadı.

2007’de Suudi Arabistan’dan dönen Navaz Şerif, 2013 Mayıs’ında 3. kez başbakan seçildi. Pakistan’ın önlenemez çıkışı başladı. 

Pakistan-Çin ittifakı

Geride kalan 4 yılda Pakistan, terör olaylarının azaldığı, istikrarın sağlandığı, ekonomik anlamda atılımların yapıldığı bir ülke haline geldi. 9 Haziran’da Şangay İşbirliği Örgütü tam üyesi oldu. Diğer taraftan dünyanın en büyük nükleer güçlerinden biri haline geldi. Nükleer silaha sahip tek Müslüman ülke oldu. Navaz Şerif zamanında Pakistan ile Çin arasında ekonomik, askeri ve siyasi anlamda işbirliği zirve yaptı. 2016 senesinde, İslamabad ile Pekin arasında enerjiden altyapıya, kara ve demiryolu projelerini de içeren 57 milyar dolarlık dev anlaşmalara imza atıldı. Pakistan’da 6 nükleer proje yürüten Çin, ülkenin [Pakistan’ın] enerji açığını gidermeyi taahhüt etti. Hatta bu ay İslamabad'da açılacak olan Pakistan’ın en büyük havaalanına Çin lideri Xi Jinping'in adınının verilmesi kararlaştırıldı. Ayrıca Pekin için Pakistan, Hindistan'ı kuşatmada en kilit ülke konumunda. Tüm bu gelişmeler, bazı çevreleri rahatsız etti. Diğer bir deyişle Çin – Pakistan ittifakından, ezeli rakip Hindistan ve ABD hoşnutsuzdu.

Gvadar Limanı

Kasım 2016 itibarıyla Çin, jeopolitik ve jeostratejik olarak Pakistan’ın Gvadar Limanı üzerinden Ortadoğu ve Afrika'ya mal ihracatı yapmaya başladı. Çin ayrıca 3 bin kilometrelik yol inşa ederek, Gvadar ile Kaşgar'ı birbirine bağlamayı amaçladı. Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) olarak adlandırılan bu projeyle Çin, tren yolları ve gaz-petrol boru hatları da inşa etme planını hayata geçirmek için kolları sıvadı.

Çin Deniz Petrol Yolu - kaynak:stratejikortak

Pakistan'ın Gvadar limanı, Hint Okyanusu’na direkt ulaşım imkanı sağlıyor. Hint Okyanusu'ndan yılda ortalama 100 bin geminin geçtiği ve dünya petrol ticaretinin yüzde 70'inin bu güzergahtan yapıldığı tahmin ediliyor. Liman, dünyanın petrol rezervlerinin üçte ikisine sahip olan ve günde ortalama 17 milyar varil ham petrolün taşındığı Hürmüz Boğazı’nın ağzında bulunuyor. Bu limanın tam olarak faaliyete geçmesi halinde deniz yolu taşımacılığı konusunda bölgede rekabet alevlenecek.

Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) - kaynak: stratejikortak

Uluslararası deniz taşımacılığı ve petrol ticaretinin önemli kesişme noktasında bulunan Gvadar Limanı, Orta Asya, Güney Asya ve Ortadoğu'yu birbirine bağlayan bir noktada yer alıyor. 

Çin, Pakistan'ı, Batı Asya (İran ve Arap dünyası) ile Afrika'ya açılan kilit nokta olarak görüyor.

Diğer faktörler

Pakistan’ın Afganistan’da ABD’ye boyun eğmediğini, Taliban’la görüşmeleri, 15 Temmuz’da Türkiye’ye destek verdiğini, Katar krizinde ise Suudi Arabistan’ın kendi tarafına çekemediği bir ülke olduğunu da belirtmekte fayda var.

Bir de FETÖ’nün en organize olduğu ülkelerden biri Pakistan. Ayrıca kendi FETÖ’leri de var, Kanada vatandaşlığı alan Tahir Kadri... İngiliz Kraliyet ailesine bağlılık yemini eden Kadri, kendisini şeyhülislam olarak tanıtıyor. FETÖ benzeri cemaati ve okulları var. Yıllarca camilerde hocalık yapıp vaaz vermiş. Yaşadığı Kanada’dan, ülkesindeki yandaşlarını seçilmiş iktidara karşı harekete geçirmiş bir isim. Onu ve yapılanmasını da Pakistan’dan bahsederken bir dip not olarak belirtmek gerekiyor.

IMF’yi şaşırtan 5.7’lik büyüme

2016 senesinde IMF’nin yıllık yüzde 4.5 büyüme tahminini 5.7 ile kırarak, ekonomi çevrelerini şaşırttı. Özellikle enerji sektöründe yatırımlar yaparak dışa bağımlılığı azaltmayı hedefledi.

‘Pencap Aslanı’ lakaplı Şerif, ülkesinin en zengin sanayicilerinden biri. Şerif ailesinin sahip olduğu İttifak Holding, ülkenin en büyük holdinglerinden. 

Şerif’in ardından geçici başbakan Şahid Hakan Abbasi oldu. Eylül ayında yapılacak seçimle göreve gelecek yeni başbakanın 342 kişilik ulusal mecliste, koalisyon ortaklarıyla 209 koltuğa sahip Pakistan Müslüman Birliği- Navaz (PML-N)’dan seçilmesi bekleniyor.

Benzer Görüşler

Pakistan’daki son gelişmelerle ilgili olarak benzer görüşler hakim. İran Araştırmaları Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal’a göre Navaz Şerif iktidarının yıprandığı bir gerçek. Ancak Uysal, yıpranan hükümetin demokratik seçimlerle değişmesi gerektiğinin altını çizerek Navaz Şerif’in başına gelenlerin hukuk çerçevesinde gerçekleşmiş gibi gözükse de bir darbe olduğu görüşünde. Prof. Dr. Ahmet Uysal, Pakistan’da Şerif’in başına gelenler, Türkiye’deki olaylardan çok da bağımsız değil. Uysal’a göre, bu yaşananları 367 krizi, AK Parti’ye kapatma davası, gezi olayları, 17-25 Aralık gibi olaylarla birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bunun hukuk yoluyla gerçekleşmiş olması durumu darbe olmaktan çıkarmıyor.

GASAM Proje ve Uzman Koordinatörü Abdullah Zerrar Cengiz ise Pakistan’daki gelişmelerin 17-25 Aralık’taki sürece benzediğini kabul ediyor ancak farklılıklar olduğunu da düşünüyor. Cengiz’e göre dünyayı karıştıran Panama Belgeleri’nin en büyük mağduru Namaz Şerif.

Star Gazetesi Yazarı Ardan Zentürk ise Navaz Şerif’in siyasetten men edilmesini Pakistan’ı parçalama sürecinin bir başlangıcı olarak görüyor. Neo-con/Siyonist lobinin hedefinde, ülkedeki etnik-dini suni gerginlikleri yükseltmek, Pakistan’ı parçalamak ve nükleer silahlara el konulmasının hedeflendiğini söylüyor. 

Mısır, Brezilya ve Pakistan örneklerini vererek emperyalizmin bir tek Türkiye’de başarılı olamadığını belirtiyor.

Sabah Gazetesi’nden Bercan Tutar, “2 Eylül 2016'da FETÖ'cü taktiklerle azledilen Brezilya Devlet Başkanı Dilma Roussef gibi Navaz Şerif de küresel bir operasyona maruz kaldı” yorumunda bulunuyor.

Yine aynı gazeteden Kerem Alkin de Pakistan’da yaşananları küresel bir oyun olarak nitelendiriyor.

Pakistan Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla azledilerek siyasetten ömür boyu men edilen Navaz Şerif’in başına gelenler, kaynağı açıklanamayan muazzam bir gizli servet ve yolsuzluk iddiaları mı yoksa bir yargı kumpası ve darbe girişimi mi henüz bilinmiyor. Açık ve net söylemek gerekirse, ikinci ihtimal yani Pakistan’daki gelişmelerin, küresel operasyonun bir parçası olması yüksek ve muhtemel.

Navaz Şerif’in eksik mal beyanında bulunduğu, oğluyla offshore işleri, başbakanlık görevi süresince başka bir şirketten maaş ve gelir elde ettiği kanıtlanırsa yasal olarak suç işlemiş olacak. Ancak bu kadar yüzeysel bir olay gibi gözükmüyor tüm yaşananlar. Özellikle son dönemde yükselişe geçen, Navaz Şerif’in son seçiminden bu yana geçen 4 yılında ivme kazanan Pakistan’ın önü bu hamleyle kesilmek isteniyor. Sonuç olarak Panama belgeleri Pakistan’da başbakanı devirdi. Daha çok değişikliğe de neden olacak gibi gözüküyor. Ancak bunlar daha başlangıç. Zira zaman bize farklı bölgelerde küresel güç dengelerinin yeni hamlelerini göstermeye devam edecek.

‘Panama Papers (Panama Belgeleri)’ nedir?

‘Panama Belgeleri’, Panamalı hukuk firması Mossack Fonseca’ya ait olan ve aralarında ondan fazla dünya lideri ile yüzlerce bürokrat ve iş çevrelerinden önemli kişilerin bulunduğu vergi kaçırma, para aklama, amborgoları delme gibi yasadışı mali faaliyetleri ortaya çıkaran ve toplamda 11,5 milyon belgeye verilen isimdir. Panama belgelerinin tarihin en büyük gazetecilik olaylarından biri mi yoksa dünyayı dizayn etmede birilerinin amacına hizmet etmesi için hazırlanan belgeler mi olduğu hala muallaktadır. Ancak Orta Amerika’nın 4 milyon nüfuslu ve en büyük ülkesi Panama Cumhuriyeti, kendi adını alan belgelerle 2 yıldır dünya gündemini meşgul etmektedir.

Lale Elmacıoğlu / THM

Konular: panama belgeleri, pakistan'da neler oluyor, pakistan, darbe,

Yorumlar