ÖZEL HABER

Şehzade Orhan Osmanoğlu: O benim dedem değil!

Sultan Abdülhamid Han'ın 4. Kuşaktan torunu olan Şehzade Orhan Osmanoğlu THM'ye konuştu. Şehzade aynı zamanda danışmanlığını yaptığı "Payitaht Abdülhamid" dizisine dair önemli açıklamalarda bulundu. Osmanoğlu, daha önce yayınlanan "Muhteşem Yüzyıl" dizisindeki Kanuni Sultan Süleyman portresi için de 'Bizim öyle...

Şehzade Orhan Osmanoğlu: O benim dedem değil!
Geçtiğimiz Cuma günü yayınlanan “Payitaht Abdülhamid” dizisini Şehzade Orhan Osmanoğlu ve Ekip Payitahtla beraber izledik. Orhan Osmanoğlu’nun davetlisi olarak gittiğimiz mekanda Şehzade ile bir röportaj da gerçekleştirdik...

Okuyucularımızın sizi daha iyi tanıyabilmesi için bize biraz kendinizden bahseder misiniz? 

Ben Orhan Osmanoğlu. 1974 yılında af çıktıktan sonra Türkiye’ye gelen ilk şehzadeyim. Babamla beraber Şam’dan geldik. Sultan Abdülhamid’in torununun torunlarıyız. 4. kuşaktan Abdülhamid’in en büyük oğlu Mehmet Selim Efendi’nin oğlu Abdülkerim Efendi benim dedemin dedesi oluyor. Mehmet Selim Efendi yakında diziye dahil olacaktır.

Ne zaman Osmanlı İmparatorluğu'nun hanedanına bağlı bir şehzade olduğunuzu anladınız?

Doğduğumdan beri bunun farkındaydım ama sürgün hayatı zorlukları bunu hissetmemi hep engellemişti. Çok değil, kısa bir zaman önce 2009’da Hanedanımızın en büyüğü Osman Ertuğrul’un cenazesinde ise bunu hissetmeye başladım. Sultanahmet’te kılınan namazda Devlet erkanının yanı sıra, cenazeye gelen o insan seline hep şaşırmış hem gururlanmıştım. İşte o zaman içimden dedim ki "Biz Büyük Osmanlı'nın velihatlarıyız." İnsanların saygısı sevgisi beni çok mutlu etmişti. Caminin sınırlarını aşan o insan seli tabutu Zincirlikuyu mezarlığına kadar elden ele taşındı.



8 yıl önce açtığınız dava ile ilgili eleştiriler var. Bu eleştiriler hakkında birşeyler söylemek ister misiniz? 

Bu konu ile ilgili çok gereksiz eleştiriler, hakaretler aldık. Yazık o insanlara daha ne ile ilgili olduğunu bilmedikleri bir dava hakkında kendilerine konuşma hakkı buldular. O davayı ben açtım 8 yıl önce... Nedeni de Abdülhamid zengin bir Padişahtı, tapusunun kendisine ait olduğu bir çok mal varlığı vardı. Biz devletten toprak talep etmedik. Bu tapuların olduğu yerlerin vesayetini talep ettik. 
Hükümetimiz de bizi doğru buldu ki bu davayı kabul ettiler. Biz zaten mal varlığını devlet hazinesine ve Daruşafakalara verecektik. Şu an o topraklarda hiç hakkı olmayan insanlar oturuyor. Benim dedemin emekleri ile aldığı yerlerde neden başkası gelir elde etsin ki?  Kızımı 3 yıl önce bir programa davet etmişler. Orada ona kaçamak bir soru yöneltip davadan değil, listeden olan yerlerden birini Galatasaray adasını sormuşlar. Kızım da 'evet bizim' dedi diye yapmadıkları eleştiri kalmadı. Kendilerine malzeme çıkarttılar. Ben ve ailem bu eleştirilere cevap vermedik asla da vermeyeceğiz. Görünen köy kılavuz istemez...

Şehzadem isterseniz biraz da danışmanlığını yaptığınız ve bugün de beraber izleyeceğimiz Payitaht Abdülhamid hakkında biraz konuşalım. Danışmanlık fikri kimden geldi ve yararlandığınız kaynaklar aileye mi ait?

Danışmanlık fikri senaristimiz Uğur Bey’den geldi. Biz de zaten ilk duyduğumuzda diziye dahil olmak istiyorduk. Çünkü hanedandan birinin buna dahil olması gerekiyordu. Kaynaklarımız, ailede mevcut olan kimsenin bilmediği bilgiler vardır. Onların yanı sıra usta isimlerin kaleme aldıkları, günlükler, hatırlar, mektuplar, yazışmalar... Bunların hepsinden yararlanıyoruz.

Bu dizi iyi niyetli ve bu yüzden bu diziyi destekliyoruz. İyi bir dizi olmasaydı biz eleştiri bile yapmazdık. Çünkü Muhteşem Yüzyıl diye bir dizi yayınlandı. Biz orada bir iki eleştiri yaptık. Medya da biz kötü olunca bunlar üzerimizden reyting yaptılar. Bizim öyle bir dedemiz yok olmadı da...

Es film şirketi olsun yapımcımız olsun, yönetmen, senarist hepsinin tek amacı var; Sultan Abdülhamid’i tüm gerçekleri ile anlatmak. Bizim dizide gördüğümüz hataları söylediğimizde sağ olsunlar hemen düzeltmeye çalışıyorlar. Ufak tefek hatalar var, mekan olsun giyim kuşam olsun ama ben inanıyorum zamanla tüm hatalar düzeltilecek.



Diziye dair eleştiriler hakkında neler düşünüyorsunuz? Hanım sultanların yurt dışına çıkması, Paşalarla mektuplaşmaları, Abdülkadir’in  uygunsuz mekanları ziyaret etmesi... Siz bu eleştirilere katılıyor musunuz?

Hayır katılmıyorum. Bunlar o zamanda olan şeylerdi. Nasıl bu eleştirileri yapabiliyorlar anlamıyorum. Hanım sultanlar modayı takip etmek için sık sık Paris’e giderlerdi. Hatta Abdülmecid zamanında hanımları ve kızları ile sık sık Paris modasını takip etmek için gidildiği günlüklerde yazılıyor. Sultanlar batı modasını ve Osmanlı modasını harmanlayıp kıyafetler diktiriyorlardı.

Mektuplar konusuna gelecek olursak... Sultanlar ve Paşalar mektuplaşırdı. Bu Osmanlı'da tüm yıllarda olan bir şeydi. Birbirlerine duygularını fikirlerini böyle ifade ediyorlarmış. İzdivaçlarının yüzde doksan olacağı Sultanlar sadece mektup değil paşalar için şiir bile yazardı. Bu tüm tarih kitaplarında aşikar bir bilgidir. Bu eleştirileri yapanlar bir de kendilerine tarihçi diyorlar, nereleri tarihçi...

İslamiyet’te bile tanışmak görüşmek vardır ve sünnettir. Nasıl olur da bir halifenin kızı bunu yapar diye diye Osmanlı'yı kapalı yobaz bir devlet olarak gösterdiler. Osmanlı İslamiyet’e uygun modern bir hayat sürdürülen bir imparatorluktu. Kimse bunu kaldıramadı. Mahremiyet her zaman ön plandaydı. Yasak üstü kapalı buluşmalar yapmıyorlardı, mektuplaşıyorlardı sadece. Neden bu kadar eleştiri konusu oldu anlamıyorum. Hatıralar, günlükler, mektuplar bu kaynaklardan yararlanıyoruz ve bunlar da buralarda geçiyor.

Abdülkadir konusu da apaçık ortada. Sosyalist bir şehzadeydi. ihanet ya da hainlik yapmıyordu, fazla asabi biriydi o kadar. Bu tarz şeylere de meyli vardı. Hem kuzeninden hem arkadaşlarından etkilenen bir gençti ve bu da her kitapta geçiyor. Neden buna dizi gözüyle bakmıyorlar, neden bu kadar abartıyorlar... Sarayda geçen entrikalar bu dramanın tuzu biberi. İzleyiciye hitap etmesi gereken konular da yer almak zorunda... Tiyatroda var ya güldürürken düşündürmek, burada da izleyiciyi bazı çarpıcı olaylarla televizyona çekip asıl olan Abdülhamid’i yansıtmak ve bunları yaparken asla  yalan yanlış bilgilerle yapmıyoruz.

Eğer gerçekten bir şeyleri düzeltmemiz tarafındaysalar kapımız herkese açıktır. Bu dizi daha günlük bir bebek gibi, biz şuan onu eğitiyoruz düzeltiyoruz. Tıpkı Üç yaşındaki Diriliş dizimiz gibi büyütmek istiyoruz. Sizin aracılığınızla da bir kez daha dile getirmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın da desteği bizde ve bizden güzel işler bekliyor. İnşallah bu dizimizi onun da istediği yerlere getireceğiz. Onun desteği bizi çok mutlu ediyor ve gururlu hissediyoruz...

Bu arada gündemde olmayan ama bizim farkında olduğumuz bir eleştiri daha var, dil konusu. Sarayda çok Osmanlı diline girmek istemedik ama diyaloglar çok samimi olunca düzeltmeye kara verdik. Tamamen Osmanlı dilini kullanamayız, çünkü insanlar anlamaz. Bu yüzden biraz daha dikkat edip orta yolu bulacağız. Bakın kimse eleştiri yapmasın demiyoruz ama bu işin iyi bir iş olmasını istiyorsanız beraber oturup motivasyonu bozmadan hareket edelim. Eğer ki dizinin motivasyonunu bozacak hakaretvari eleştirilere devam edecekseniz benim gözümde tam bir hainsiniz... Bu diziye gecesini gündüzünü katan insanlar var, onların hakkını yiyorsunuz...



Son zamanlarda gündemde olan hatta dış medyanın bile yeniden hortladığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sultan Abdülhamid’in benzetilmesi ile ilgili bir şeyler söylemek ister misiniz?

Ülkeler aynı, isimler değişik... Değişen hiçbir şey yok... Almanya o zaman da dost görünümlü düşmandı, şimdi de öyle... Her zaman onların, yani Avrupa devletlerinin arasında bir İslam düşmanlığı vardı ve bunun için hep Haçlı ittifakı oluşturdular... Abdülhamid gibi, Cumhurbaşkanımız Erdoğan da dostu olmayan yalnız bir adamdı. O kadar benziyorlar ki, tarih tekerrürden ibaret derler ya aynen öyle de oluyor...

Şimdiki dış mihrapların manşetlerine bakıyorsunuz, Cumhurbaşkanımıza diktatör diyorlar. O zamanlarda da Abdülhamid’e Kızıl Padişah diyorlardı. Avrupa’nın kabul etmediği bir güce sahibiz... Yediremediler tarih boyunca da yediremeyecekler... Yine oyunlarına başladılar. Abdülhamid zamanında bunda başarılı olmuşlardı, çünkü halk Abdülhamid’i yanlış tanıdığından yanında değildi, onu korumadılar... Yeni yeni çıkmış bir sektördü gazetecilik ve Yahudiler, Avrupalılar bunu o zamanlar kullanarak İçimizde Padişahımızı düşman göstermeyi başarmışlardı... Şimdi ise bunu başaramadıkları için çıldırıyorlar. Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında milleti var, onun için sokaklara bile dökülen... Allah Onu başımızdan eksik etmesin... Çok bilinçli bir toplum olduk. Artık doğruları görüp ona göre tarafımızı belirlemeliyiz... İttihat ve Terakkicilere meydanları bırakmamalıyız...

Bu güzel sohbetin sonuna geldik. Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Sürprizlerimiz olacak, bu yüzden herkesin diziyi takip etmesini rica ediyorum. Mahmut Paşa'nın ölmesini de kimse beklemezsin. çünkü en çok renk katan karakter olduğundan onun hainliklerini baya uzatacağız...

Tekrar etmiş olacağım ama, isim vermek istemiyorum bazı tarihçiler senaristimizin, yapımcımızın çok üstüne geliyor ve hakaret ediyorlar. Ben bu lafların hiçbirini kabul etmiyorum ve bu insanlara da  söyleyecek laf bulamıyorum. Bir kere “Abdülhamid Tahttan Düşüyor” diye dizi çevirdiler ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Bu da yetmiyormuş gibi Abdülhamid’i hain gösterdiler. Kimse kabul etmezse de Osmanlı modern İslamcı bir devletti herkes bunu görecek. Köklü bir kültüre sahip bu kadar foklörü içinde barındıran milleti yobaz cahil görmekten vazgeçsinler... Bizi böyle görenlerle beraber olmasınlar... Savaş kazanmış, Osmanlı Devleti'ni zenginleştirmiş bir padişahı Saray’a kapatıp kendi haremine düşkün gösterirken neredeydi bu eleştirmenler? Biz Abdülhamid’in gerçeklerini anlatıyoruz, eğer faydalı olmak istiyorlarsa gelin beraber Abdülhamid’i genç nesillere anlatalım... 



Benim bir hedefim var. Osmanlı'yı onu sevenlere değil onu bilmeyen ya da yanlış bilenlere anlatmak istiyorum. Bu yüzden tüm enerjimi bu diziye döndürdüm... Bunun için sohbetler olursa seve seve katılırım. Sosyal medyadan Ekip Payitaht’a çok teşekkür ediyorum ve onlardan ricam bu toplantıları muhabbetleri çoğaltsınlar. Ben hep buradayım ve her şeye hazırım... Beraber oturup konuşalım, yiyelim, eğlenelim...

Ben artık sohbetlerde sürgünden ya da kendi hayatımdan bahsetmek istemiyorum. Ben artık Osmanlı'dan, gerçeklerden ve her şeyimi odakladığım Payitaht Abdülhamid dizisinden bahsetmek istiyorum.

Benimle yaptığınız bu sohbet için de THM ailesine teşekkür ediyorum. Gelin beraber dizimizi tüm Dünya’ya yayalım. Sizin aracılığınızla da Reis-i Cumhurumuza bir mesaj iletmek istiyorum. Diriliş Ertuğrul dizimizden bahsettiği gibi bu dizimizden de her yerde bahsetmesini ve desteklerini esirgememesini rica ediyorum. Biz her zaman onun arkasında ve destekçisiyiz Allah onu başımızdan eksik etmesin...

Konular:

Yorumlar

  • Bizler millet olarak..baskanimizinda dedelerimizinde arkasindayiz. Hepinizi seviyoruz.. Bu topraklari birkez daha hainlere birakmayacagiz. Niyazi kocabas
  • Rabbim inşAllah reisimizi yanimizdan eksik etmesin su satirlari okudugum her an kalbime isledi yemin ediyorum cok mutluyum sehzademiz Orhan Osmanoglu'nun su soylediklerini gorup okumak kadar guzel birsey daha yok sanirim Hamide demirci