ÖZEL HABER

Suriyeli anne ve bebeğinin vahşice katledilmesine giden süreç

Türkiye geçtiğimiz günlerde Sakarya'da insanlık dışı bir vahşetle katledilen Suriyeli hamile bir anne ve bebeğine ağladı. Gazeteci-Yazar Fadime Özkan ise yaşanan vahşetin perde arkasını Türkiye Haber Merkezi'ne değerlendirdi.

Türkiye, eli kanlı diktatör Esed'in zulmünden kaçan Suriyelilere 5 yıldır ev sahipliği yapıyor. Suriyelilere kapıların açılmasından bu yana ise, dönem dönem Suriyeliler üzerinden 'Suriyelileri istemiyoruz' başlığıyla anti-propaganda yapılıyor.

Bu anti-propagandaların zamanlamaları ise aslında madalyonun diğer tarafında çok daha büyük oyunların oynandığını gözler önüne seriyor.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan vahşete geçmeden önce en kapsamlı 'Suriyelileri istemiyoruz' kampanyasının, FETÖ'nün hain darbe girişiminin gerçekleştirildiği 15 Temmuz arefesinde yapıldığını hatırlatmakta fayda var.

Bugünkü duruma baktığımızda hain darbe girişiminin yıl dönümüne günler kala, bu sefer ırkçı propagandaların artık son noktaya ulaşarak bir katliama dönüştüğünü görüyoruz.

Henüz 20 yaşında ve 9 aylık hamile olan anne Emani el-Rahmun'un 10 aylık bebeğiyle, insanlık dışı uygulamalarla katledilmesinin nedenlerini, bu vahşete yol açmış olabilecek söylemleri ve aslında ensar sıfatıyla anılan Türkiye üzerinde planlanan oyunları, Türkiye Haber Merkezi'nden Yasin Erçağlayan, Gazeteci-Yazar Fadime Özkan ile konuştu.

"İyiliği lekeleyemezler"

Ensar sıfatı almış bir ülkede akıllara durgunluk veren böyle bir hadisenin yaşanmasını özeleştiri yaparak değerlendiren Fadime Özkan, "Bu bir vahşet, bu yaygın değil tekil bir olay" tanımlamasıyla şu sözleri kaydetti:

"Emani’nin iki çocuğuyla birlikte katledilişi, kesinlikle herkesi çok sarstı ve üzdü. Bundan eminim... Bu bir vahşet, bu yaygın bir şey değil. Buna rağmen bu iki sapığın, iki katilin bu kadar canileşebilmesi ve misafirimize, emanetimize böyle saldırabilmesinden dolayı biz yine de dönüp kendimize bakıyoruz. Bu iyi bir şey, özeleştiri yapmak, nerede hatamız var, nerede yanlış oldu ki bu oldu diye bir vebal hissetmemiz iyi bir şey.

Öte taraftan bu toplumun genelinde Türkiye’ye teşmil edilebilecek 3 milyon kardeşine gönül rahatlığıyla, rızasıyla kucağını açmış insanların yaptığı iyiliği gölgeleyebileceği bir şey değil, tekil bir şey, bunu vurgulama ihtiyacı duyuyorum ama yaygın iyiliği birileri lekelemek istese de lekeleyemez.

"Kasten ya da cahillikten yapılıyor"

Öte taraftan, 'Böyle bir atmosfer mi yaratıldı? Acaba Suriyelilerin canı, ırzı, hayatı ikincileştiriliyor mu? Birileri sosyal medyada, medyada Suriyelileri istemiyoruz gibi ırkçı, cinsiyetçi gibi bir siyaset güttüğünde bunu yükselttiğinde, acaba bir atmosfer mi oluşuyor ve bu cinayetlere yol mu açıyor?' diye sormakla haklı, bu özeleştiriyi yapmalıyız. Bunu yapan insanları kınamalıyız, kınıyoruz.

İki şeyi ayırt etmemiz gerek; 3 milyon insana bu ülke 5 yıldır bakıyor. Türkiye’deki Suriyelilerin yüzde 80’i kadın ve çocuk. CHP’nin söylediği söylemler ya da MHP’nin içinden çıkan muhaliflerin söyledikleri yanlış ya kasten yapılıyor ya da cahillikten...

15 Temmuz arefesinde gerçekleşmesi...

15 Temmuz haftasında yeniden bu konunun aniden açılması, 'Suriyelileri istemiyoruz' hashtaglerinin açılması, bu tweetlerin yüzde 80’inin yurt dışından atılması... Bu operasyonların nasıl yapıldığını biliyoruz. FETÖ’nün, PKK’nın ve bu terör örgütlerinin Türkiye’ye müdahalede bulunmaya çalışan odakların daha önce de denediği bir şey. Gezi olaylarında da gördük, Kobani'de de, 17-25 öncesinde de...

Bu toplumda Alevi-Kürt, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, dindar-seküler ayrımı üzerinden bir çatışma çıkarmaya çalıştılar, defalarca bunu denediler ama Türkiye halkı ferasetiyle buna imkan vermedi. Suriyeliler ve Türkiyeliler arasında kutuplaşma, çatışma çıkarmak istediklerini de biliyoruz, bu defa çok vahşi bir olay üzerinden Suriyeliler içinde infial yaratılmaya çalışılmış olabilir eğer sistematik tarafı varsa. Pek çok olay bize gösterdi ki bunlar tesadüf ve spontane gelişmiş olaylar değil."

Konular: Emani el-Rahmun, suriyeliler, fadime özkan, yasin erçağlayan,

Yorumlar