ÖZEL HABER

Zelikız: Batsın bu izdivaç, bitsin bu rezillik!

Türkiye Haber Merkezi yazarı Zelikız, bu hafta kaleme aldığı yazısında 'Batsın bu izdivaç, bitsin bu rezillik!' başlığı altında, son yıllarda Türk televizyonlarını esir almış ve giderek hastalıklı yapımlara dönüşen, sahte, yapmacık ve iğreti noktaları ile insanları artık bezginlik noktasından da ileriye taşıyan izdivaç programlarını ele...

Zelikız: Batsın bu izdivaç, bitsin bu rezillik!
Türkiye Haber Merkezi yazarı Zelikız, haftanın ilk gününde yayımlanan yeni yazısında Türk televizyonlarında, hemen hemen her kanala nüfuz etmiş olan izdivaç programlarını 'Batsın bu izdivaç, bitsin bu rezillik' başlığı ile mercek altına aldı.

Yazısında evlilik programlarının ortaya çıktığı ilk formattan artık günümüzdeki formatı ile çok farklı olduğunun altını çizen Zelikız, bu programlar ile izleyici üzerinde nasıl insafsızca bir etki bırakıldığını uzun uzun irdeledi.

Zelikız, "Gençlerin tanışıp, kaynaşıp, evlilik yoluna birlikte ilerleyecekleri program derler; bir bakarız meğer bütün kadro cast ajanslarından seçilmiş. Gördüğümüz her şey bir oyunmuş, kızmaları, küsmeleri, ayrılmaları, barışmaları velhasıl hepsi sahteymiş" sözleri ile oynanan oyunun farkına varılmasına dikkat çekerken, izdivaç programlarına gerekli müdahalenin yapılmadığını da sitemle belirtiyor...

İşte o yazının tam metni:

"Bu hafta sizlere yakinen tanıdığım kimi ‘sanatçı’ları yazmaktı aslında niyetim. ‘Sanatçı’ görünümlü köylü kurnazı, tüccar kafalı, kendilerinden başka hiç kimseye, hiç bir faydaları olmayan bu tiplerin hikayesini anlatacaktım. Hatta sırf bu yüzden Aziz Nesin’in yıllar önce okuduğum kitabı ‘Zübük’ün sayfalarını çevirdim yeniden hafta boyunca, fırsat buldukça. Bu kıymeti kendinden menkul küçük adamlara Zübük’ten daha güzel bir tanımlama yapılamazdı sonuçta...

Ama ne böylesi sanat bezirganlarının modası geçer, ne da onlarla ilgili kaleme alınacak yazıların dedim ve daha güncel bir konuyu; izdivaç programlarını mercek altına almaya karar verdim. Durun canım hemen sinirlenmeyin… Elbette bu saçma sapan ekran süslerinin marifetlerini, faziletlerini falan anlatacak değilim! İçiniz rahat olsun çünkü en az sizler kadar ben de sinir oluyorum duruma...

Baştan aşağı sahte, tepeden tırnağa riya ve adeta zihinlerini kiraya vermiş bu kalabalığa edecek kelamım çok. Zaten bu tip programları başlatan ve hala da alanında reytinglerde zirvede olan Esra Erol bile isyan etti Cuma günü sosyal medyadan:

"Programların Meclis komisyonunda ve Cuma hutbesinde konuşuluyor olması iki yıllık çığlığımın farkına varılması demek. Artık pes etmiştim. Bu haberlerle anılıyor olmak ağrıma gidiyor! 2007 yılından beri yaptığım yayının geldiği nokta. Yoruldum ve bıktım! Evliliklerin olmadığı evlilik programları..."

Ne güzel söylemiş Esra Erol "evliliklerin olmadığı evlilik programları" diye... Keşke tek kusurları insanları evlendirememek olsaydı diyorum.  

Keşke seyirci, gözlerinin içine bakıla bakıla her konuda bu kadar insafsızca kandırılmasaydı.  Gençlerin tanışıp, kaynaşıp, evlilik yoluna birlikte ilerleyecekleri program derler; bir bakarız meğer bütün kadro cast ajanslarından seçilmiş. Gördüğümüz her şey bir oyunmuş, kızmaları, küsmeleri, ayrılmaları, barışmaları velhasıl hepsi sahteymiş.

İzdivaç programı diye açarız; bir bakarız karşımızda en işvelisinden bir göbek dansı şovu çıkar. Aynı adamın peşinden koşan kadınların en sakil ağız kavgaları, reytingler baş aşağı gidince ortalığı kızıştırmaya uğraşan sunucu-programcı görünümlü reyting avcıları, kamera arkasında yaşanan çirkinler anlayacağınız tekmili bunlarda, bizim ekranların gündüz kuşağında.

Gözümüzün önünde bir rezalettir almış başını gidiyor. Ne hikmetse kimseler de çıkıp bunlara bir dur demiyor.

RTÜK de bula bula ceza kesecek Müge Anlı’nın programını buluyor. Ama niyeyse kimse izdivaç programlarına tek kelime söylemiyor.

Bunlar yüzünden yemek programlarının tiryakisi oldum vallahi. Allah’tan oralara sirayet etmedi henüz bu acayip rekabet de huzurla izleyebiliyoruz. Kadına yönelik şiddet olaylarının bu kadar arttığı bir ortamda, ekranda birbirleriyle neredeyse saç saça baş başa atışıp duran, adabı muaşeret kurallarının dibine dinamit koyan, gündüz kuşağını komple parsellemiş bu yapımlar durduğu müddetçe üzgünüm ama maalesef gazetelerin üçüncü sayfalarında daha çok şiddet haberi okuruz milletçe...

Son olarak; insan çalışmalı ancak insanlık kavramına yaraşır şekilde çalışmalıdır. Toplumu yozlaştıran, ahlak kavramını yerle bir eden, duyguların harap edildiği basit tiyatrolar, ah pardon programlar sunarak değil....  

Cümleten haftamız güzel olsun."
 

Konular: yazar, zelikız, Batsın bu izdivaç, bitsin bu rezillik!,

Yorumlar