10.02.2020, 09:36

Yalan mıydı, sahi sanmıştım?

Ekonomi ile alakalı bütün hikâyenin temelinde ne var biliyor musunuz? Tabiki insanlar ve ihtiyaçları. Para kazanmak, saygı görmek, iyi bir meslek sahibi olmak, yüksek yaşam standardına sahip olmak vb. İktisat bilimi de insanların saymakla bitmeyecek kadar çok olan bu maddi ihtiyaçları ile ilgilenmektedir. Peki ne var da adına iktisat dedikleri bu kadar büyük bir bilim dalı gelişmiş bu alanda, amaç nedir?

İktisat biliminin ilk hedefi ekomomideki kıt kaynakların tümünün üretim sürecinde kullanılmasıdır. Bu ifademin biraz teorik olduğunu düşünenler için daha açık uslup kullanacak olursam ilk hedefin enflasyon ve işsizlik oranlarının dolayısı ile de ekonomideki toplam talep düzeyinin kontrol altına alınması olduğunu söyleyebilirim.

Ancak bir de iktisatın ikinci hedefi daha var! O da ekonomide üretilen mal ve hizmetlerin miktarını yani toplam arz düzeyini zaman içerisinde sürekli olarak daha hızlı bir biçimde artırmak. Bu durumu aynı zamanda iktisadi büyüme olarak adlandırıyoruz. İktisadi büyüme hızı ne kadar büyük olursa istihdam da o kadar artacak, ülkenin refah seviyesi o kadar yükselecektir. 

O zaman şimdi iktisat biliminin bu iki hedefini harmanlayarak düşünme vakti. Bu iki hedef birbirini nasıl tamamlar! Çok basit. İktisadi büyümeyi sağlamak adına ekonominin üretim kapasitesini yani toplam arzı artırmamız aynı şekilde toplam talep düzeyini de toplam arzdaki yaşanan artışı karşılayacak ancak hedeflenen enflasyon oranını tutturacak kadar genişletmemiz lazımdır. 

Pekâla şimdi yazımın asıl odak noktasına dönmek istiyorum.  Acaba ülkemiz iktisat biliminin bu iki hedefi doğrultusunda nasıl bir politika izliyor? 

Önce yaklaşık bir 10 yıl geriye gidelim. 2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri merkezli ancak etkisi tüm dünya genelinde hissedilen küresel finans krizinden sağlam temelleri ve alınan tedbirler sayesinde çok az etkilenen ülkemiz 2010 yılından itibaren de hızlı bir toparlanma süreci içerisine girmiştir.  

Özellikle ilerleyen yıllarda gerek çevre ülkelerimizde vuku bulan jeopolitik gerginlik süreçleri, gerek 2016 yılındaki hain darbe girişimi gerekse 2018 yılındaki küresel ticaret savaşlarından dolayı olumsuzluklar yaşanmış olsa da 2014-2018 döneminde ortalama %4.9 büyüme performansı sergilenmiştir.

Günümüzde de ülkemizin iktisadi politikası “Daha fazla değer üreten, daha adil paylaşan, daha güçlü ve müreffeh Türkiye” vizyonunu temel almakta ve sanayi sektörünün baş aktör olarak yer aldığı ihracat odaklı büyüme perspektifi ile yoluna devam etmektedir. 

Bu ifadem biraz teorik gelmiş olabilir. O yüzden daha berrak bir şekilde izah edeyim. 

Hatırlayın. Yukarıdaki satırlarımda bahsettiğim üzere temel hedefimiz olan iktisadi büyümeyi sağlamak adına ekonominin üretim kapasitesini yani toplam arzı artırmamız gerekiyordu. İşte bu noktada toplam arzın artırılması ise üretim sürecinde kullanılan emek, sermaye ve teknolojiye bağlıdır. Yani iktisadi büyümenin sağlanmasının temel koşulu üretim sürecinde kullanılan emek ve sermaye girdilerinin miktarında zaman içinde meydana gelen artıştan ve aynı zamanda bu girdilerin verimlilik düzeyini artıran teknolojik gelişmelerden kaynaklanır. 

Peki ihracatın bunlarla ilişkisi nedir? Yani ihracata dayalı model büyümeyi yani büyümenin kaynakları olan emek, sermaye ve teknolojiye düzeylerini nasıl etkiler?

Bu noktada öncelikle iktisadi büyümenin üç saç ayağından teknolojik gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum. Günümüzün küresel piyasalarında kurallar rekabet süreçleri etrafında yazılıyor. Haliyle bu pazarlarda yer alan firmalar da bu yarışa dayanıp varlığını sürdürebilecek şekilde rekabetçi fiyatlar belirlemek zorunda kalıyor. Rekabetçi fiyatlar belirlemenin temel şartı ise üretimde yeni teknolojiler geliştirmesidir. Dolayısı ile bu açıdan gelişen yeni teknolojiler iktisadi büyümenin de tetikleyicisi olmaktadır.

İkinci olarak ise şimdi dikkatinizi büyümenin üç saç ayağından sermayeye çekmek istiyorum. Ancak burada küçük bir uyarı. Buradaki sermaye kavramı maddi bir parasal gücü değil firmaların yatırım yapmak adına kullandıkları makine, bina, teçhizat gibi kavramları kapsıyor. Dolayısı ile de ihracat sonucunda ülkeye döviz girdisi sağlandığından sermaye artışı yaşanır ve artan sermaye birikimi de iktisadi büyümenin de tetikleyicisi olur.

Ülkemizin iktisadi politikasının bir diğer ayağı ise yurtiçi tasarrufların artırılmasıdır. Burada hepimize çok önemli görevler düşüyor! Bu noktada temel hedefimiz olan büyümenin üç saç ayağından yine sermayeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Çünkü bizim tasarruflarımız ne kadar yüksek olursa bu tasarruflar bankalar üzerinden şirketlere kredi olarak dönecek ve böylece şirketlerin sermaye birikimleri ve  yatırım harcamaları sonuçta da ülkemizin iktisadi büyüme hızı artacaktır. 2018 yılı itibari ile verilerine göre ülkemizin toplam tasarruflarının milli gelire oranı %26.5 seviyesindedir. Bu oranın 2023 yılında %30.3 seviyesine çıkması hedefleniyor. Tasarrufların artırılmasında en kritik araç ise bireysel emeklilik sistemi.

Ülkemizin iktisadi politikasının bir diğer ayağı ise büyümenin üç saç ayağından emek yani beşeri sermayeye yönelik olan nitelikli insan gücü ve güçlü toplum hedefidir. Bu politikada amaç ülkemizin beşeri sermayesinin güçlenmesine yönelik tüm kademelerde kaliteli eğitim hamlesiyle bilgiyi ekonomik ve sosyal yarara dönüştüren, teknoloji kullanımına ve üretime yatkın nitelikli insan yetiştirilmesini sağlayabilmektir. 

Son olarak iktisadi büyüme süreci üzerinde direkt olarak en büyük etkiye sahip olan fiyat istikrarı noktasında ise ülkemizin hedefi %5 düzeyinde bir patikaya oturmaktır. 

Bu yazıyı kaleme aldığımda henüz ülkemizin 2019 yılına ilişkin büyüme rakamları açıklanmadı. Ama elbetteki küresel kuruluşların başını çektiği belirli bir kesim tarafından beklentiler paylaşılıyor. 

İşte burada bizim açımızdan başarı onlar açısından ise bir hayal kırıklığı hikayesi yatıyor! Çünkü daha düne kadar ülkemizin gerçekleştirilen finansal saldırıların etkisinden hala kurtulamayacağını düşünen Uluslararası Para Fonu, OECD, Dünya Bankası, Fitch ve Moody’s yaşanan hızlı toparlanmanın etkisinin farkına vardıktan sonra teker teker ülkemize yönelik negatif büyüme tahminlerini (hoşlarına gitmese de) yukarı yönlü revize etmek zorunda kaldılar. 

Oysa daha geçen döneme kadar bu kuruluşlar karamsar tablolar çiziyor, içeride de ilimlerini ideolojilerine lokomotif yapan bazı kesimler de bu kuruluşlardan aldıkları motivasyonlarla ortalığı karıştırarak korku imparatorluğu kurmaya çalışıyor ve maalesef belirli bir kesim tarafından da itibar görüyorlardı. 

Neydi hayaller! İktisadi performansına yönelik olarak beklentilerin tamamen kötüleşmesi, bankalardan yoğun bir nakit çıkışının olması, para kalmaması ve ekonominin batması! 

Ne dediler hatırlayın lütfen! Dolar 10 hatta 15 lira olacak! Elbette bir yalanın satıcı varsa alıcısı da vardır! Bu söylemlere inanarak kurların yükselişi sonucunda müthiş kârlar edeceğini düşünerek dolar toplayanlar da olmadı mı? Elbette oldu! 

Ancak tüm bu süreçte ideolojik rotalarını kendilerine rehber edinenerek ezberden konuşan ve onları kendilerine pusula edinenlerin neydi göz ardı ettikleri biliyor musunuz? 
Tecrübe. Evet tek bir kelime.

Unutmayın dakikalar içerisinde milyonlar kazanabilir dakikalar içersinde de o milyonları kaybedebilirsiniz. Ama dakikalar içerisinde ne birçok ilmi öğrenebilir ne de tecrübe sahibi olabilirsiniz. Aynı şekilde yıllarca kazandığınız bilgi ve birikimi dakikalar içersinde kimse tüketemez. 

Bu tecrübeyi göz ardı ederek ülkemize yönelik olumsuz hayal kuranların akıbeti ise  “Yalan mıydı, sahi sanmıştım?” istikametine çoktan savrulmuştur bile.

Yorumlar (5)
cCc 6 ay önce
kalemine saglik
TÜRK 6 ay önce
süper!
Ayhan Ertem 6 ay önce
Ellerinize saglık. Anlaşılır ve bilgi verici olmuş.
bozkurt71 6 ay önce
ellerinize sağlık
dedecan 6 ay önce
olayı ozetlemis, helal, guzel bence.
28°
az bulutlu
Namaz Vakti 03 Ağustos 2020
İmsak 04:12
Güneş 05:55
Öğle 13:15
İkindi 17:09
Akşam 20:26
Yatsı 22:01
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 34 69
2. Trabzonspor 34 65
3. Beşiktaş 34 62
4. Sivasspor 34 60
5. Alanyaspor 34 57
6. Galatasaray 34 56
7. Fenerbahçe 34 53
8. Gaziantep FK 34 46
9. Antalyaspor 34 45
10. Kasımpaşa 34 43
11. Göztepe 34 42
12. Gençlerbirliği 34 36
13. Konyaspor 34 36
14. Denizlispor 34 35
15. Çaykur Rizespor 34 35
16. Malatyaspor 34 32
17. Kayserispor 34 32
18. Ankaragücü 34 32
Takımlar O P
1. Hatayspor 34 66
2. Erzurum BB 34 62
3. Adana Demirspor 34 61
4. Akhisar Bld.Spor 34 57
5. Fatih Karagümrük 34 56
6. Bursaspor 34 56
7. Altay 34 54
8. Keçiörengücü 34 50
9. Menemen Belediyespor 34 44
10. Giresunspor 34 44
11. Ümraniye 34 44
12. İstanbulspor 34 40
13. Balıkesirspor 34 38
14. Altınordu 34 37
15. Boluspor 34 33
16. Osmanlıspor 34 30
17. Adanaspor 34 21
18. Eskişehirspor 34 12
Takımlar O P
1. Liverpool 38 99
2. Man City 38 81
3. M. United 38 66
4. Chelsea 38 66
5. Leicester City 38 62
6. Tottenham 38 59
7. Wolverhampton 38 59
8. Arsenal 38 56
9. Sheffield United 38 54
10. Burnley 38 54
11. Southampton 38 52
12. Everton 38 49
13. Newcastle 38 44
14. Crystal Palace 38 43
15. Brighton 38 41
16. West Ham 38 39
17. Aston Villa 38 35
18. Bournemouth 38 34
19. Watford 38 34
20. Norwich City 38 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 87
2. Barcelona 38 82
3. Atletico Madrid 38 70
4. Sevilla 38 70
5. Villarreal 38 60
6. Real Sociedad 38 56
7. Granada 38 56
8. Getafe 38 54
9. Valencia 38 53
10. Osasuna 38 52
11. Athletic Bilbao 38 51
12. Levante 38 49
13. Real Valladolid 38 42
14. Eibar 38 42
15. Real Betis 38 41
16. Deportivo Alaves 38 39
17. Celta de Vigo 38 37
18. Leganés 38 36
19. Mallorca 38 33
20. Espanyol 38 25